TURİZMDE İNSAN KAYNAK MI, YOKSA MALİYET Mİ?

Prof. Dr. Muharrem TUNA
Posted on Aralık 27, 2021, 4:06 am
10 mins

Geçtiğimiz hafta içerisinde Antalya’da Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) ev sahipliğinde düzenlenen 11. Uluslararası Resort Turizm Kongresinde en fazla konuşulan konuların başında insan kaynaklarının geleceği vardı. Kongrede bu başlığı ele alan panelin moderatörlüğü görevi de bana verilmişti. Oturumumuzda Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Müdürü Teoman Alemdar Hoca ve Hilton Türkiye Eğitim Müdürü Abdullah Apak Bey ile konuyu etraflıca tartıştık. Kongrede gün boyunca hemen hemen her panelde insan kaynakları sorunu bir şekilde dile getirildi ve bu konuda alınması gereken önlemler ifade edildi. 

Turizm sektöründe insan kaynağının önemi tartışılmaz. Ne kadar büyük, lüks, gösterişli işletmeler kurarsak kuralım; içerisini nitelikli çalışanlarla desteklemediğimiz sürece başarılı olmamız mümkün değil. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde sadece nitelik değil, nicelik de önem kazanmaya başladı. Bunun birkaç nedeni bulunuyor. Önümüzdeki dönemde, yapılması gereken birçok şeyi bir kenara bırakıp bu nedenlere odaklanmak zorundayız.

Bu nedenlerin başında, sektörün 2015 yılı itibarıyla yaşamış olduğu krizler ve bu krizlerin sonucunda çalışanların işlerini kaybetmesi veya kaybetme korkusu yaşaması geliyor. Rus uçağının düşürülmesi, Rus Büyükelçinin suikaste uğraması, bombalama eylemleri, darbe girişimi gibi olaylar ülkeye gelen yabancı turist sayısının azalmasına yol açmıştı. Bu süreçte gelir kaybına uğrayan turizm işletmelerinin ilk tedbiri de çalışan sayısını azaltmak olmuştu. 2018 yılında artmaya başlayan turist sayısı ile birlikte sektörde çalışan sayısı da artmaya başlamıştı. 2019 yılında tarihi zirvelerden birini yaşayan sektör, hemen ardından pandemi krizi ile karşı karşıya kaldı. Seyahat yasakları, bulaş korkusu gibi etkenler, sektörü durma noktasına getirdi. Bu dönemde her ne kadar işletmelere işten çıkarma yasağı getirilse ve kısa çalışma ödeneği uygulaması hayata geçirilmiş olsa da sektör çalışanları işsiz kalma korkusunu yaşamaya devam ettiler. Bu durum doğal olarak çalışanları farklı sektörlerde iş aramaya doğru yönlendirmeye başladı. Başta lojistik sektörü olmak üzere, alt ve orta kademe yetişmiş personel büyüme sürecinde olan sektörlerde istihdam edilmeye başlandılar. 

Turizm sektöründe insan kaynakları konusundaki bir diğer sorun da özellikle mevsimlik konaklama işletmelerindeki dönemsel istihdam sorunu. Çalışanlar bu tür işletmelerde yılın yarısını çalışıp kalan yarısında işsiz kalmak istemiyorlar. Ayrıca lojman eksikliği, çalışma ortamının aşırı yorucu ve stresli olabilmesi, mesai saatlerindeki düzensizlikler çalışanları sektörden soğutuyor. 

Bir diğer önemli sorun ise turizm sektör çalışanlarının göreceli olarak meslek itibarının düşük olması. Bunun en önemli nedenleri arasında, sektörde çalışmanın herhangi bir eğitim veya diplomaya/belgeye bağlanmamış olması gösterilebilir. Şu anki haliyle turizm sektöründe her isteyenin çalışabilmesi mümkün. 

Turizm sektöründe dünya genelinde 2019 yılında 334 milyon çalışan mevcut iken pandemiyle birlikte 2020 yılında bu sayı 272 milyona düştü. Bu dönemde 62 milyon kişi işini kaybetti. Yani sorun sadece bizde değil, küresel bir sorun bu. Ancak biz turizmden elde ettiğimiz gelirleri arttırmak ve daha rekabetçi bir turizm ülkesi olmak istiyorsak, turizmde insan kaynakları ve istihdama dair sorunları çözme konusunda gereken adımları atmak zorundayız.

Yukarıda ifade edilen sorunların çözümü, öncelikle sektör genelinde çalışanlara bakış açısının değiştirilmesinden geçiyor. Yazının başlığında da ifade ettiğim gibi çalışanlara maliyet mi yoksa insan kaynağı gözüyle mi bakacağız? Bundan 15 – 20 yıl önce birçok işletmede çalışanlarla ilişkiler “personel yönetimi” birimlerince yürütülürdü. Sonra birden tabelalar indirildi ve birçok işletme birimin adını “insan kaynakları” olarak değiştirdi. Bu değişim sadece bir tabela değişiminden ibaret mi olmalıydı? Elbette değil. Eski anlayış, yani personel yönetimi çalışanlara maliyet bakış açısıyla yaklaşır. İnsan kaynakları anlayışında ise çalışanlar bir kaynaktır. Kaynaklar işletmelere rekabet avantajı sağlarlar, bu yüzden geliştirilmeli ve değer görmelidirler. Kısacası turizm sektöründe çalışanlara sözde değil özde insan kaynağı muamelesi yapılmalıdır.

Sektör çalışanlarının iş güvencesi ile özellikle mevsimlik işletmelerde lojman ve benzeri hakların sağlanması konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca kriz durumları karşısında özgün bir işsizlik sigorta uygulaması başlatılmalıdır. Ülkeye normal şartlar altında 35 milyar dolar gelir sağlayan ve yakın gelecekte de bu rakamın çok daha üstünde gelir sağlayacak olan sektör çalışanları, bu ayrıcalığı sonuna kadar hak etmektedirler. 

Buna ilave olarak, en kısa zamanda sektör çalışanlarının meslek itibarının sağlanmasına yönelik Meslek Yasası hazırlıklarına da başlanmalıdır. Sektörde eğitimsiz ve diplomasız/belgesiz çalışan kalmamalıdır. Ancak bu sayede turizmimizi geleceğe hazırlayabilir ve elde ettiğimiz gelirler katlayabiliriz.

Son dönemlerde fuarlardan ve yabancı tur operatörlerinden gelen bilgiler, pandemi yeniden şiddetlenmediği taktirde 2022 yılının oldukça iyi geçeceğini gösteriyor. Ancak alt kademe başta olmak üzere personel ihtiyacı da tüm işletmeleri zorlayacak gibi görünüyor. Eğitim kurumları her yıl lise ve üniversite düzeyinde eğitim verdiği binlerce mezununu sektöre gönderiyor. Ancak mezunların yarıdan azı sektörde kalmayı tercih ediyor. Sektör eğitim kurumlarından, eğitim kurumları da sektörden şikayet ediyor. Sorunun çözümü için eğitim kurumlarının sektör beklentilerine yönelik eğitime odaklanması, sektörün de mezun istihdamına ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine önem vermesi gerekiyor. Eğitime yapılan yatırımların bu sayede ziyan olmasının da önüne geçilebilir. 

2022 yılı için ilave önlemlerin de alınması bir zorunluluk gibi görünüyor. Öncelikle hızlı bir biçimde sektörün insan kaynağı arz ve talebini belirlemeli ve ihtiyaca göre alt kademe çalışan ihtiyacının kısa süreli kurslarla giderilmesine yönelik çalışmalar başlatmalıyız. Dünya Ekonomik Forumunun hazırladığı 2019 yılı Turizm Rekabetçilik Endeksi Raporunun İnsan Kaynakları ve İşgücü Piyasası sıralamasında 140 ülke içerisinde 97. sırada yer alıyoruz. Sıralamadaki bu yer, bize insan kaynakları konusunda daha çok çalışmamız gerektiğini anlatıyor sanırım. Bu doğrultuda, her şeyden önce turizm sektörümüzün insan kaynağı stratejisini belirlemeli ve bunun için geniş katılımlı bir çalıştay yapmalıyız. Çalıştayda belirlenecek yol haritasına göre ilgili tüm taraflara rollerini dağıtmalı ve hep birlikte bu rolleri hayata geçirecek çalışmaları başlatmalıyız. 

Paylaşmak Güzeldir
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
Prof. Dr. Muharrem TUNA
1972 yılında Kilis’te doğdu. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi Turizm İşletmeciliği Eğitimi Bölümünü bitirdi ve bir yıl sonra aynı fakülteye araştırma görevlisi olarak atandı. Yüksek lisans ve Doktora derecelerini Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Turizm İşletmeciliği Anabilim Dalında tamamladıktan sonra, çalıştığı fakültede Yardımcı Doçentliğe yükseldi. 2002-2008 yılları arasında Gazi Üniversitesi Sungurlu Meslek Yüksek Okulu’nun müdürlüğünü yaptı ve üniversite senato üyeliğini yürüttü. Bu süre zarfında ABD’de Michigan State Üniversitesinde altı ay süreyle doktora sonrası çalışmalarda bulundu ve 2008 yılında yine aynı üniversitede Doçentlik unvanını kazandı. Bu kurumda öğretim üyeliğinin yanında dekan yardımcılığı, anabilim dalı başkanlığı ve çeşitli akademik görevleri de yürüten Dr. Tuna, 2014 yılında Gazi Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm İşletmeciliği Bölümüne Profesör olarak atandı. Prof.Dr. Muharrem TUNA, turizm işletmeciliği, yönetim, strateji, örgütsel davranış, kalite gibi konularda bilimsel çalışmalar yürütmekte olup İngilizce bilmektedir.

CEVAP BIRAKIN

You must be logged in to post a comment.