
TÜRK MİSAFİRPERVERLİĞİ KAZANACAKTIR
Kanayan yaramız, canım turizm sektörümüz. Gelirinin yaklaşık %12’sini turizmden kazanan, birçok kişiye istihdam sağlayan, milyonlarca yerli ve yabancı turist ağırlayan Türkiye’de, sezon beklentiyi karşılamadı. Oysa 2024 yılı erken rezervasyonlarında görünen artış umut vericiydi. Bacasız sanayimiz, ülke ekonomisi için ciddi gelir kaynağı olan turizm, en ufak darbede sarsıntı yaşıyor. Çevresel faktörler, siyasi gelişmeler, fiyat politikaları gibi maddeleri sıralamak, okulda derslerimizde duyduğumuzda ne kadar basit geliyordu kulağa. Ancak iş uygulamaya gelince oldukça yorucu.
Ege, Akdeniz ve İstanbul’da geçtiğimiz yıllara oranla baktığımızda yaz sezonunun daha yavaş geçmesinde suçlu aramaya kalkarsak, herkes birçok sebep ortaya atabilir. Fırsatçılar elbette ki var… Keşke hiç olmasalar, onlar en iyi sezonu bile mahvedebiliyor! Sezona başlamadan hemen önce büyük bir tur operatörü iflasını açıkladı, futbol şampiyonası Avrupa’dan gelen turist sayısını düşürdü. Yunan adalarına kapıda vize uygulaması yerli turisti adaları denemeye yönlendirdi gibi birçok etken…
Yerli turistin yurtdışını tecrübe etme isteği elbette çok normal. Peki, adalara vizelerin kaldırılmasını istemek, vizeyi kaldırmak çözüm mü? Ayrıca, bu biraz özgürlük kısıtlayıcı değil mi? Baktığımızda Türkiye’de konaklama, yeme-içme sektöründeki pahalılık favori tatil beldelerine ilgiyi düşürdü. Pandemi sonrası yaşadığımız 2022 doluluklarını, her şey normale dönmeye başladığında beklemek de doğru değildi belki. Daha da gerçekçi olmak gerekiyordu, kim bilir?
Tüm dünyanın rahatça seyahat edebildiği dönemde rakip destinasyonları da araştırmamız gerekmiyor muydu? Rakip oteli araştırmak yeterli miydi? Sadece düşünmek gerekli. Özellikle misafirlerin her yere anında ulaşabildiği dijital çağda, bunları görmezden gelmek biraz hayal gibi.
TÜİK verilerine bakıldığında, yerli turistin seyahat harcamaları bir önceki yıla göre artarken, geceleme sayısı düşüş gösteriyor. Kayıt dışı konaklamalar, akraba yanında konaklamalar, oteller yerine yazlıklarını tercih edenler de bütçe dostu tatillerini yapmayı tercih ediyor. Yani sebep sadece Yunan’a giden yerli turist değil, yurtdışına gidemeyen için de farklı alternatifler oluştu tabi.
Yerli ve yabancı turistin sosyolojik durumunu görmezden gelmek doğru muydu? Fiyat artışlarında sadece işletmeleri hatalı bulmak da doğru değil. Personel, yiyecek-içecek, enerji maliyetlerinin fiyatlara yansıması şaşılacak şey değil. Buna rağmen fiyat stratejisini doğru belirleyen işletmeler, doğru strateji ile gidenler yine de geçen seneye kıyasla iyi doluluk ve iyi gelir ile ilerliyor. Ama ne çalışan ne işveren memnun değil bu durumdan. Şu anki durum kimsenin yüzünü güldürmedi, güldürmüyor. Kalifiye çalışan bulmak zaten çok zor, daha da zorlaşıyor. Sadece otellerde değil, gittiğimiz bir restoranda da birçoğumuz servis sorunuyla karşılaşıyoruz zaten. Hizmetimizle ön planda olan ülke turizmi bir sınavdan geçiyor.
Misafirperver olan toplumumuz artık pahalılıktan dolayı ne evlerinde misafir ağırlamak istiyor ne iş yerlerinde güler yüz gösteriyor. Biz ülke olarak olumsuz çok şey yaşadık, hep ayağa kalktık. Umarım ki turizmdeki imajımızı kaybetmeden bu soruna çözüm bulabiliriz.
Ben yine de inanıyorum! Türk misafirperverliği kazanacaktır!
- Bir Otelin Ruhunu Kim Belirler?

- İlk Görüşmede “Dijital El Sıkışma”: Otelcilikte Yeni Nesil İşe Alım

- 2025’e Veda! Zorlandık, Uğraştık, Ama Birlikte Başardık

- Yapay Zekâ Destekli Gelir Yönetimi: Resort Otellerin Yeni Oyunu

- Fiyat Savaşı Değil, Akıllı Strateji ve Rakiplerle İş Birliğinin Gücü

- Otelcilikte Sadakat Programlarının Geleceği

- Kriz Dönemlerinde Otelcilik: Esnek Olmak mı, Ayakta Kalmak mı?

- Sessiz Lüks; Gösterişten Uzak, Ruhumuza Dokunan Konfor

- Otelcilikte “Doğru Fiyat” Dönemi: Yapay Zekâ ile Stratejik Dönüşüm

- Ortadoğu’da Gerilim, Türkiye’de Turizm Beklentisi Ne Yönde Olacak?









