Bu yaz, Barselona’da yerel halk tarafından yapılan turist karşıtı eylemlerde önemli bir artış gözlemlendi. Türkiye’nin ilk sekiz ayında büyük bir turist akışı yaşadığı Antalya’da aşırı turizm tehlikesi tartışma konusu haline geldi. Aşırı turizmin belirtileri neler, bu durum önlenebilir mi ve yaşanan zararlar nasıl telafi edilebilir?
AŞIRI TURİZMİN İLK BELİRTİLERİ: OTANTİKLİĞİN KAYBI
Aşırı turizm üzerine çalışan akademisyenlerden birinin ifadelerine göre, turizm hareketliliği iletişim ve ulaşım teknolojilerinin gelişimiyle kitlesel bir boyut kazanmış durumda. 1950’lerde 25 milyon olan turizm hareketliliği, günümüzde 1.4 milyara ulaşmış durumda.
Aşırı turizmin ilk kez 2016 yılında bilimsel makalelerde kavramsallaştırıldığını dile getiren akademisyen, bu olgunun toplum, çevre ve ekonomi alanlarında oluşturduğu olumsuz etkileri ve belirtilerini vurguluyor. Aşırı turizmin, yalnızca bir ülke veya şehirde değil, mikro ölçekli alanlarda da görülebileceğine dikkat çekiliyor.
Örnek olarak Karadeniz’deki bazı köylerde yaşanan olaylar aktarılıyor. Bu bölgelerdeki malzeme kısıtlamaları ve kalabalık turist gruplarının gelmesiyle ortaya çıkan otantiklik kaybı, başka alanlarda da görülebileceği belirtiliyor.
AŞIRI TURİZMİN EKONOMİK, ÇEVRESEL VE KÜLTÜREL BELİRTİLERİ
Aşırı turizmin diğer belirtileri de örneklerle açıklanıyor:
“Barselona, çevresel etki açısından dikkat çeken bir örnek. Bu şehir yılda 32 milyon turist tarafından ziyaret ediliyor ve su kaynakları sınırlı olmasına karşın su tüketiminde artış gözlemleniyor.” Ek olarak, belli şehirlerde turistlerin tekerlekli valizleriyle dolaşmasının yasaklandığı ve bunun çevresel rahatsızlıkları önlemek amacıyla alındığı aktarılıyor.
Bunun yanı sıra, kiralık evlerin artmasıyla birlikte yerel halkın artan kira fiyatlarından olumsuz etkilendiği ifade ediliyor. Ayrıca aşırı turizmin sosyal ve kültürel dengeleri bozduğu, örneğin bazı tarihi mekanlarda turistlerin kültürel yapıya saygı göstermemesi nedeniyle sosyal dengesizlikler oluşturduğu belirtiliyor. Tayland gibi bazı ülkelerde de aşırı turizmin suç oranlarını artırdığına dair örnekler mevcut.
“AŞIRI TURİZM DEĞİL, TURİST DE MUTSUZ”
Bazı akademisyenler, aşırı turizm nedeniyle turistlerin mutsuz olduğunu vurguluyor. Sosyal medyanın turizm aktivitelerini artırdığı, ancak bunun tatilin gerçek amacına ulaşmadan kalabalık içinde geçirilen zaman kaybına yol açtığı ifade ediliyor.
Bu ortamda, aşırı turizmin hizmet sunanların iş yükünü artırdığı, bu durumun hizmet kalitesini düşürdüğü ve sonuç olarak çalışanların mutsuz olmasına yol açtığı belirtiliyor.
“ANTALYA, HENÜZ BİR BARSELONA DEĞİL AMA OLMAYA YAKIN”
Antalya’nın aşırı turizm durumu üzerine yapılan akademik değerlendirmeler olumsuz. Ekonomik kazancın temel mesele olduğu, bu nedenle kalabalığın önüne geçmenin zorluğu dile getiriliyor. Turizmin kar etme odaklı bir anlayışa sahip olduğu ve sektörün bu bakış açısından uzaklaşmasının zor olduğu ifade ediliyor.
Yerel ve merkezi yönetimler arasındaki planlama kopukluğu da gündeme geliyor. Turist sayısındaki artışın aşırı turizm riski taşıyıp taşımadığının değerlendirilip değerlendirilmediği sorusuna yanıt aranıyor. Şehir planlamacıları, turizm hedeflerinin şehir planlamasıyla uyumlu olmadığını ve kentin baskı altında kalabileceğine dair işaretlerin görüldüğünü belirtiyor.
Bazı uzmanlar, turist hedeflerinin belirlenmesinde sayılara odaklanılmaması gerektiğini, bunun yerine sürdürülebilirlik üzerine kurulması gerektiğine vurgu yapıyor.
HAVALİMANI KAPASİTESİ ARTTIRILIRKEN TRAFİK SORUNLARI PLANLANMIYOR
Antalya’ya gelen turistler için havalimanı kapasitesinin artırılması, yerel ve merkezi yönetim arasındaki iletişimsizliğin bir örneği olarak değerlendiriliyor. Genişletme projesinin detaylarını medyadan öğrendiğini ifade eden uzman, artan kapasitenin şehir içinde yaratacağı trafik sorunlarının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca, havalimanının yoğun yapılaşma altında olduğu ve gelecekte erişim zorlukları oluşturabileceği belirtiliyor. Şehrin ne kadar turist ağırlayabileceğine dair gerekli planların yapılması gerektiğinin altı çiziliyor.
“TURİST VERGİSİ: ERTELENMEMESİ GEREKEN BİR POLİTİKA”
Aşırı turizmin olumsuz etkilerinin azaltılması için Avrupa genelinde uygulanan turist vergisi, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları tarafından gündeme getirilen ancak yeterli ilgi görmeyen bir talep olarak ortaya çıkmaktadır. Bu verginin gelişmiş ile gelişmemiş turizm bölgeleri arasındaki farkları kapatabileceği ve artık ertelenmemesi gerektiği ifade ediliyor.








