
TÜRSAB Gündemi Isınıyor: Kasım Genel Kurulu’na Doğru Tepkiler Büyüyor, Sorular Çoğalıyor
Türkiye turizm sektörünün en büyük ve en etkili meslek örgütü olan TÜRSAB’ta gözler yaklaşan Kasım ayı Genel Kurulu’na çevrildi. Ancak bu yılki genel kurul, geçmiş yıllardan farklı olarak sadece bir seçim değil, bir hesaplaşma ve yeniden yapılanma arayışı olarak da görülüyor.
23.Dönem TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi M. Nezih Hacialioğlu’nun kaleme aldığı “Bir Garip TÜRSAB Hikayesi (19)” başlıklı yazı, kuruma yönelik artan memnuniyetsizlik dalgasını açık bir şekilde gözler önüne serdi. Artık eleştiriler sadece muhalif bir grubun sesi olmaktan çıktı; Anadolu’nun dört bir yanından ve sektörün farklı alanlarından yükselen ciddi itirazlar gündeme damgasını vuruyor.
Hotel Gazetesi olarak, Hacialioğlu’nun yazısında gündeme getirdiği çarpıcı tespitleri ve sektörde yarattığı yankıyı önemsiyor, bu tespitleri kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
TÜRSAB’ta Memnuniyetsizlik Derinleşiyor: Artık Sadece Muhalifler Değil, Tüm Sektör Konuşuyor
Dar Bir Çevre, Genişleyen Tepki
Yönetimden memnun olanların kimler olduğu sorusuna dikkat çeken Hacialioğlu, bu kişilerin büyük kısmının TÜRSAB kaynaklarıyla finanse edilen bir vakıfla bağlantılı olduğunu, bu çevrenin dışında kalan binlerce acentanın ise ya görmezden gelindiğini ya da dışlandığını belirtiyor.
Bazı atamaların liyakatten uzak ve sembolik olduğu, bu görevlerin kişisel yakınlıklar veya sadakat temelinde verildiği öne sürülüyor. Acentalar, bu dar kadro düzeninin artık TÜRSAB’ın ruhuna aykırı bir hale geldiğini ve kurumu itibarsızlaştırdığını ifade ediyor.
Yönetime Güven Kaybı Büyüyor
Yazının en dikkat çeken bölümlerinden biri, yönetimin kendi bölgesel temsilcilerini görevden alarak ya da BTK’ları kapatarak doğrudan seçilmiş temsilcileri etkisizleştirme girişimlerine yer veriyor. Özellikle Adana ve Antalya’da seçimle işbaşına gelen BTK’ların kapatılması, acentalar tarafından büyük bir haksızlık olarak değerlendiriliyor.
Bu olaylar, yönetimden duyulan sevgiyi değil, görevden alınma korkusuyla gelişen sessizliği artırmış durumda.
TÜRSAB Limited İflası: Cevapsız Sorular
Yönetimin uzun süredir sessiz kaldığı konulardan biri de TÜRSAB Limited Şirketi’nin iflası. Şirketin batmasına sebep olan kişilerin “cezalandırıldığı” yönünde bir açıklama yapılsa da hangi mahkeme, hangi karar, hangi süreç olduğu konusunda kamuoyuna herhangi bir bilgi verilmiş değil.
Üstelik Hacialioğlu’nun vurguladığı gibi, TÜRSAB’ın bu şirkete alacaklı olması, hukuken bir avantaj sağlamıyor. Zira iflas masasında öncelik kamusal alacaklar ve işçi haklarında. Yani TÜRSAB’a “varsa geriye ne kaldıysa” ödenebilir.
Genel Kurul Kararları Raflarda Bekliyor
Yönetimin 2019 Genel Kurulu’nda alınan, İstanbul dışından gelecek üyelerin ulaşım ve konaklama masraflarının karşılanması yönündeki kararı hâlâ uygulamaması, bir başka eleştiri konusu. Hacialioğlu, bu kararın kasıtlı şekilde görmezden gelindiğini; çünkü yönetimin İstanbul dışı oyların ağırlığından çekindiğini ifade ediyor.
Sektörde Yön Arayışı: Eski Alışkanlıklar Sona Eriyor
TÜRSAB’ın yıllardır değişmeyen yönetim modeli, artık yeni üyeler tarafından da sorgulanıyor. Sadece sekiz yıldır değil, 2002’den beri TÜRSAB içinde yönetici pozisyonlarında bulunan Başkan Bağlıkaya’nın, kurum üzerindeki etkisinin artık yorgunluk yarattığı görüşü yaygınlaşıyor.
Bu durum, özellikle genç acentacılar arasında, kurumun tazelenmesi ve vizyon yenilenmesi yönünde bir beklenti doğurmuş durumda.
Gözler 26. Olağan Genel Kurul’da
Henüz resmi açıklama yapılmamış olsa da, 26. Olağan Genel Kurul’un 22-23 Kasım 2025 tarihlerinde yapılması bekleniyor. Hacialioğlu, şimdiden tüm üyelere bu tarihi ajandalarına not etmeleri çağrısında bulunuyor.
Ayrıca, 2019’daki Genel Kurul kararının uygulanması için ulaşım ve konaklama desteği talebinin yüksek sesle dile getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
“Bir Garip TÜRSAB Hikayesi” Değil, Binlerce Acentanın Gerçek Hikayesi
Hacialioğlu’nun yazısı şu cümleyle özetleniyor:
“TÜRSAB artık belli bir zümrenin ya da kişinin garip hikayesi değil, binlerce acentanın gerçek hikayesi olmak zorunda.”
Turizm gibi stratejik bir sektörün kurumsal geleceği için, daha şeffaf, daha katılımcı ve daha liyakatli bir yönetim anlayışının zamanının geldiği sektörün dört bir yanından duyuluyor.








