Tekirdağ’da bulunan Heraion Teikhos (Hera’nın Şehri) Antik Kenti’nde devam eden arkeolojik kazılarda, Bizans ve Roma dönemine ait çeşitli eserler gün yüzüne çıkarıldı. Kazı alanının başkanlığını yürüten Prof. Dr. Neşe Atik, ortaya çıkan cam ve cam fırını atıklarına dikkat çekerek, burada bir cam üretiminin gerçekleştirildiğini belirtti.
Karaevli Mahallesi’nde yer alan Heraion Teikhos Antik Kenti, Trak uygarlığının önemli merkezlerinden biri olarak 25 yıldır arkeolojik çalışmaların odak noktası olmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteklediği “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında sürdürülen çalışmaların ikinci yılındaki hedef, akropol alanının restorasyonudur. İstanbul Rumeli Üniversitesi Sanat, Tasarım, Mimarlık Fakültesi Dekanı ve Arkeolojik Araştırmalar Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Neşe Atik, bu yılki kazılarda heyecan verici yeni buluntulara rastladıklarını açıkladı.
Deniz kenarındaki tel çitlerle korunan alan hakkında bilgi veren Atik, “Geçtiğimiz yıl Bakanlığımız, koruma çalışmalarını görmek üzere buraya geldi. Beğenilmesi üzerine ek bütçe tahsis edildi ve şimdi deniz tarafını koruma altına almayı başardık. Uzun zamandır gerçekleştirmek istediğimiz planların uygulanmasına yönelik adımlar atıyoruz. Yukarı bölgede, tapınakların bulunduğu bir alanda yüksek statüye sahip bireylerin evleri ve atölyeleri olabilir. Buranın kutsal bir alan olduğunu söylemek mümkün. Bölgenin dışında sıradan insanların yaşadığı yerin ise tepenin kuzey kısmında bulunduğu düşünülüyor” dedi.
Prof. Dr. Atik, deniz tarafındaki çalışmanın kendilerine özgü bir önem taşıdığını vurguladı. “Dalgaların etkisiyle bazı kalıntılar tahrip olmuş durumda. 6 metre derinlikte yerleşim katmanlarını gözlemlemiş bulunuyoruz. Bu katmanların hangi medeniyetlere ait olduğunu belirlemek için birden fazla deneme sondajı uyguladık. Üst katmanlarda Bizans kalıntıları bulurken kara bölgesindeki kazılarda neredeyse hiç Bizans kalıntısına rastlayamadık; bu alanda daha önce ciddi tahribatlar olmuş. Deniz tarafında da toprak kaymaları mevcut, bu nedenle üst katmanlardaki karışıklık gözlemleniyor. Yeniden taramak istediğimiz bölgelerde farklı dönemlere ait materyallerle karşılaştık ve Helenistik döneme ait kalıntılar bulduk” ifadelerini kullandı.
Kazı alanının arazi yapısına dair de bilgiler veren Prof. Dr. Atik, kadastro uzmanlarının yardımıyla parsel sınırlarını belirlediklerini ve sonuçların kendilerini şaşırttığını aktardı. “Arazi deniz yönüne doğru eğimlenmiş durumda. Yüzyıllar boyunca bazı yapıların ve limanın su altında kalması oldukça dikkat çekici. Bu yapılar fazla derin değil ve yüzerek ulaşabileceğimiz derinlikte. Birinci derece sit alanı olarak, herkesin erişebileceği bir yer değil. Bu yıl bakanlıkla görüşerek dalgıçların proje kapsamına katılması için hazırlık yapıyoruz” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Neşe Atik, kazılarda ilginç buluntulara ulaştıklarını da sözlerine ekledi. “Bu yılki ilk kazılarımızda, yaptığımız sondajlarda birçok Bizans çanağı ve parıltılı Bizans sikkeleri bulduk. Bunlar 11, 12 ve 13. yüzyıllara ait. Geç Roma dönemine ilişkin sikkeler de elde ettik. En dikkat çekici buluntular ise cam atıkları ve cam fırını kalıntıları. Cam fırınları, sıcaklığa ulaştığında çökme eğilimi gösterebiliyor. Hazır olan fırınlardan, bodrum katı gibi bir bölümde cam atıkları bulduk ve burada kesin bir cam üretiminin yapıldığını söylemek mümkün” dedi.
Haber-Kamera: Abdullah YALÇIN/TEKİRDAĞ,(DHA)








