Kamu kurumunda 25 yıl görev yaptıktan sonra emekliliğe ayrılan Rezzan Gökalp, boş zamanlarını geleneksel el sanatlarında değerlendirerek kırkyama tekniği ile ilgilenmeye başladı. Zamanla bu sanatı daha da geliştiren Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kendisine ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ belgesi verildi. Kırkyama tekniğini aktarma hedefinde olan Gökalp, bu bilgi ve deneyimi genç nesillere ulaştırmak için çaba gösteriyor.
Kırkyama sanatının, yoksul bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için eski bez parçalarının birleştirilmesiyle ortaya çıktığını belirten Gökalp, “Kırkyama, temelinde kırk adet kumaşın birleşiminden oluşan bir eserdir. Bu işleme ‘yamalı bohça’ da denilebilir fakat ben kırkyama kelimesini tercih ediyorum. Yokluk dönemlerinde, eski kıyafetlerin sağlam parçaları veya dikim artıklarının birleştirilmesiyle yastık, yorgan, namazlık, seccade gibi çeşitli ürünler yapılmıştır.” ifadelerini kullandı.
Gökalp, çalışmalarında genellikle belirli bir temaya odaklandığını aktararak, “Projelerim biraz farklılık taşıyor. Minyatür ve granül hissiyatıyla hikaye odaklı çalışmalar yapmayı seviyorum. Örneğin, Türkiye’deki başkentleri ele aldım; önce Bursa, ardından sırasıyla Edirne, İstanbul ve Ankara üzerinde yoğunlaştım. Bu çalışmaların amacı, tarihsel yapıları gelecek nesillere tanıtmaktır. El işi ve nakış ile yapılan bu çalışmalar zaman alıcı olabiliyor; tamamlanma süreleri 1 aydan 6-7 aya kadar değişebiliyor.” dedi.
Rezzan Gökalp, kırkyama sanatını genç kuşaklarla buluşturma çabasında olduğunu ifade ederek, “Gençlere bu sanatı mümkün olan en iyi şekilde aktarmaya gayret ediyorum. Ancak çoğu genç, yaşamlarını sürdürebilmek için maddi getirisi yüksek işlere yöneliyor. Bu sanatın maddi getirisi sınırlı olduğu için gençlerin ilgisini pek çekmiyor. Türkiye genelinde bu alanda çalışanların büyük bir kısmı belirli bir yaş grubunun üzerinde. Dolayısıyla kırkyama, daha çok bir hobi olarak kalıyor.” şeklinde konuştu.
Gökalp, Cumhuriyet’in 100. yılına özel bir proje de gerçekleştirdiğini belirterek, “Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarını gelecek nesillere aktarmayı amaçladım. Türkiye’nin sanayileşmesi, eğitimdeki gelişmeler, sosyalleşmesi ve altyapıdaki iyileşmeler gibi konuları bir araya getirdim. Aynı zamanda folklorcu gençlere de projede yer vererek onların temsil edilmesini sağladım. Bu sanatın tarih boyunca süregelmiş olduğunu biliyorum. Gördüğüm ve tanıdığım tarihi değerleri aktarabilmek için temalı çalışmalara yöneliyorum. Böylece yalnızca şekil veya çiçek değil, anlam dolu hikayeleri gençlere sunmak istiyorum.” dedi. (DHA)








