Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) tarafından yürütülen kazı çalışmaları, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı, İzmir Ticaret Odası ve Güzel Enerji Akaryakıt A.Ş. tarafından desteklenmektedir. Smyrna Agorası, antik dönemlerin en büyük agoralarından biri olarak kazılarla gün yüzüne çıkarılmakta. Akdeniz’in en büyük tiyatrolarından biri olan Smyrna Tiyatrosu da bu çalışmalar sayesinde ortaya çıkmaktadır. Kadifekale’den Kemeraltı’na kadar uzanan ve Büyük İskender tarafından kurulan kentteki arkeolojik kazılarda, farklı dönemlere ait binlerce obje keşfedilmiştir. 2020 yılında UNESCO tarafından ‘İzmir Tarihi Liman Kenti’ adıyla oluşturulan miras alanı, Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmiştir.
‘İMPARATOR HADRİANUS’A AİT OLMA İHTİMALİ YÜKSEK’
Prof. Dr. Akın Ersoy, Smyrna Tiyatrosu’ndaki kazı çalışmalarının devam ettiğini ve birçok objeye ulaştıklarını ifade etti. “Birçok heykel ve kabartma parçası bulduk. Araştırma yapmak üzere kazı evine getirdiğimiz bu heykelin kimliğinde Fransız meslektaşımız bize yardımcı oluyor. Heykelin bir imparatora mı yoksa bir tanrıya mı ait olduğu konusundaki çalışmalarımız sürüyor. İmparator Hadrianus’a ait olma ihtimali yüksek. Bunun yanı sıra, tanrısal bir kimlik taşıyorsa Zeus’a ait olabileceğini değerlendiriyoruz. Ayrıca, Büyük İskender’e ait olabileceği yönünde de tartıştık. İzmir’in tarihi bağlamında bu ihtimali de göz önünde bulunduruyoruz.” şeklinde bilgi verdi.
‘İNSAN ÖLÇEĞİNİN ÜSTÜNDE BOYUTLARA SAHİP BİR HEYKEL’
Prof. Dr. Ersoy, heykelin üst kısmının eksik olduğunu ve dolomit taş malzemeden yapıldığını belirtti. Heykelin M.S. 2’nci yüzyıla tarihlendiğini vurgulayan Ersoy, “Bu eser, 1800 yıllık bir geçmişe sahip. Mevcut parçasının genişliği 90 santimetre, boyu ise 110 santimetredir. İnsan ölçeğinin üzerinde boyutlara sahip bir heykel. Heykelin sahne binasında bir nişin içinde görkemli bir şekilde durduğunu varsayıyoruz.” dedi.
‘NADİR RASTLANAN BİR HEYKEL’
Heykelin kimlik araştırmasına destek veren Fransa Louvre Müzesi Heykel Bölümü yöneticilerinden Uzman Ludovic Laugier, “Vücut yapısı nedeniyle heykelin Herkül figürü olduğunu düşündüm; ancak daha sonra Zeus heykeli olabileceği ihtimali üzerinde durmaya başladık. Bu heykel, tiyatrolarda gördüğümüz diğer heykeller gibi kaliteli ve nadir rastlanan bir eserdir. Elindeki Medusa figürü, Zeus için bir koruma sembolü olarak değerlendiriliyor ve oldukça nadir bir durum. Avrupa’da birkaç müzede örnekleri mevcut. Özellikle bir tiyatro alanında böyle bir eserin bulunması alışılmadık bir durum.” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
Kadir ÖZEN – Gökhan KILIÇ / İZMİR, (DHA)-
GÜNCELLENME








