

11 Temmuz tarihinde Ayasofya-i Kebir Camii’nde gerçekleşen olayda, Mesut G. isimli birey, camiye girerek elindeki kağıtları rahlenin arkasına yerleştirip ateşe verdi. Yangının halıya sıçraması sonucunda alevler yükseldi. Cami görevlileri, yangını hızla söndürdü ve Mesut G. polis tarafından yakalandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, ‘Dünya Miras Alanı’ olarak kabul edilen ve 1. grup korunması gereken kültürel varlık statüsüne sahip Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde meydana gelen kundaklama olayı ile ilgili suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili bir soruşturma başlattı. Hazırlanan iddianamede, Mesut G.’nin x-ray cihazından geçerek caminin içine girdiği, yanında getirdiği bez torbadan kitap olduğu değerlendirilen nesneyi çıkararak cami sütununun dibine koyduğu ve burada ateş yaktıktan sonra hızla camiden ayrıldığı aktarılmaktadır.
‘PİŞMANLIĞIM YOKTUR’
İddianamede yer alan ifadesinde Mesut G., “Camiye geldikten sonra cemaatin yatsı namazını bitirmesinin ardından yatsı namazını kıldım. Cemaat ayrılmaya başlayınca yanımda getirdiğim 1 adet İncil, 1 adet yazma ve farklı yerlerden topladığım yaprak ve ağaç parçalarını kolonya kutusu ile birlikte tutuşturdum, halının altına koyarak camiden ayrıldım. Amacım Ayasofya Camii’ni yakmaktı. Yanımda yazma bulundurmamın nedeni, inançlarıma göre kadın saçının cinsel bir obje olmaması gerektiğine dair bir tepki oluşturmaktır. İncil’i de Ayasofya’nın önceden kilise olmasından dolayı dikkat çekmek amacıyla getirdim. Herhangi bir pişmanlığım yoktur” şeklinde ifade etti.
13 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ
İddianamede, Mesut G.’nin ‘Yakarak kamu malına zarar verme’ ve ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’ suçlarından toplamda 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezası alması talep edilmektedir.








