Japonya ve Çin arasındaki siyasi gerginlik, son bir haftada önemli bir artış gösterdi ve bu durum, yeni haftanın ilk işlem gününde finans piyasalarına yansıdı. Çin hükümetinin vatandaşlarına “Japonya’ya seyahat etmeyin” uyarısı yapması ve öğrencilere Japon üniversitelerine kayıtlarını tekrar gözden geçirmeleri yönündeki çağrısı, Tokyo borsasında turizm ve perakende sektöründeki büyük şirketleri olumsuz etkiledi.
Pazartesi sabahı işlem saatlerinde, Tokyo borsasında kaydedilen düşüşler dikkat çekici bir şekilde gözlemlendi:
- Shiseido hisseleri %9 oranında değer kaybı yaşadı,
- Takashimaya %5’in üzerinde bir düşüş gördü,
- Uniqlo’nun sahibi Fast Retailing %4’ün üzerinde geriledi.
Çin, Japonya’ya gelen turistler arasında en büyük paya sahip
Gerilim, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin 7 Kasım’da parlamentoda yaptığı açıklamalarla tetiklendi. Muhafazakâr bir çizgideki Takaichi, Çin’in Tayvan’a yönelik olası askeri müdahalelerinin “Japonya için varoluşsal bir tehdit” oluşturabileceğini ve Japon Öz Savunma Kuvvetleri’nin duruma müdahil olabileceğini belirtti. Bu ifadeler, Takaichi’nin Liberal Demokrat Parti içindeki sağ kanadın görüşlerini yansıtsa da, Pekin açısından Japonya’nın Tayvan konusundaki askeri angajmanı “kırmızı çizgi” olarak görülüyor. Çin, bu duruma hızlı bir şekilde diplomatik bir sertlikle yanıt vererek Japonya’yı seyahat etmemeleri konusunda uyardı ve ardından Japon üniversitelerine gitmeyi planlayan öğrencilere “kararınızı yeniden gözden geçirin” çağrısında bulundu. Hafta sonunda, Çin sahil güvenliği, iki ülke arasındaki ihtilaflı Senkaku/Diaoyu Adaları çevresinde devriye gezerek gerilimi daha da artırdı. Aynı günlerde, Pekin ve Tokyo karşılıklı olarak büyükelçilerini dışişleri bakanlıklarına çağırarak sert tepkilerini dile getirdi. Japonya Dışişleri Bakanlığı Asya ve Okyanusya Bürosu Genel Müdürü Masaaki Kanai, gerilimi azaltmak amacıyla Salı günü Pekin’de Çinli muadili Liu Jinsong ile görüşecek. Tokyo’nun iletmeyi planladığı ana mesaj, Takaichi’nin ifadelerinin Japonya’nın resmi güvenlik doktrini açısından bir değişiklik anlamına gelmediği olacak. Japonya’nın resmi durumu hâlâ 1972’deki ortak bildirgeye dayanıyor: Tokyo, Çin’in “Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ayrılmaz parçasıdır” tezini “anladığını ve saygı duyduğunu” ifade ediyor. Bu çerçevede Japonya, askeri güç kullanımını yalnızca “ülkenin hayati çıkarlarının tehdit edilmesi” durumunda kabul ediyor. Hükümet, Takaichi’nin ifadelerinin bu sınırları aşmadığını vurguluyor. İronik bir şekilde, Takaichi açıklamalarını yapmadan birkaç gün önce Apec zirvesinde Çin lideri Şi Cinping ile ilk kez bir araya gelmiş ve iki tarafın mesajları “yapıcı” olarak nitelendirilmişti. Ancak Tayvan meselesi, iki ülke ilişkilerinde en hassas nokta olmaya devam ediyor. Çin, Japonya’nın 1895-1945 yılları arasında Tayvan’ı işgal ettiğini hatırlatarak bu konudaki güç kullanma seçeneğini her fırsatta gündeme getiriyor. Çin ve Japonya, birbirlerinin en önemli ticaret partnerleri olmalarına rağmen, tarihsel güvensizlik, millî kimlik politikaları ve bölgesel askeri rekabet, ilişkilerin kırılgan kalmasına sebep oluyor. Bu bağlamda, turizm uyarısı sadece ekonomik bir tehdit değil; Pekin’in diplomatik baskı unsurlarını nasıl etkili bir şekilde kullanabileceğini de gözler önüne seriyor. Hafta içerisinde gerçekleştirilecek üst düzey temaslar, gerilimin nasıl bir yöne evrileceği konusunda belirleyici bir rol üstlenecek. Kaynak: Gazete Oksijen
Kriz nasıl başladı?
Tokyo: Politika değişikliği yok
Dostane Apec fotoğrafı, birkaç gün sonra kriz haberine dönüştü
Ekonomik bağımlılık ve tarihsel güvensizlik: Kırılgan bir denge








