

Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi taraflar konferansları, 196 ülkenin katılımı ile gerçekleştirilmektedir. Bu oturumlar, sera gazı emisyonlarının azaltılması, uyum politikalarının geliştirilmesi, iklim finansmanının sağlanması, kayıp zarar mekanizmalarının oluşturulması ve karbon piyasalarının düzenlenmesi gibi konularda hayati bir rol oynamaktadır. Ayrıca, Paris Anlaşması’nın uygulanmasına dair kurallar da bu COP toplantılarında belirlenmektedir. Türkiye’nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal medya aracılığıyla Türkiye’nin COP31 başkanlığına geçiş sürecinde iklim değişikliği ile mücadeledeki önemli adımları duyurdu. Kurum, “21 yıl süresince gerçekleştirdiğimiz devrim niteliğindeki kararlar neticesinde, iklim değişikliği ile mücadelemiz COP31 Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yaparak taçlandırıldı. Bu tarihi adımlarla Türkiye, dünya çevre politikalarının şekillendiği en büyük platformlardan birinin liderliğini üstlenmiş; iklim değişikliği ile mücadelede yalnızca takip eden değil, aynı zamanda yol gösteren bir aktör konumuna gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
2004’TE BMİDÇS’YE TARAF OLUNDU
Bakan Kurum’un açıklamalarına göre, Türkiye’nin iklim krizi ile mücadele konusundaki kararlılığı 2004 yılına kadar geri gitmektedir. Türkiye, 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (BMİDÇS) 4 Mayıs 2004 tarihinde taraf olmuştur. 2009 yılında Kyoto Protokolü’ne katılan Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı ise 22 Nisan 2016’da New York’ta gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisi ile birlikte ‘gelişmekte olan bir ülke’ olarak imzalamıştır. Paris Anlaşması, 2020 sonrası iklim değişikliği rejimini düzenlemeyi amaçlamakta olup, dünya genelinde 195 taraf (194 devlet ve Avrupa Birliği) tarafından kabul edilmiştir. Küresel ortalama sıcaklık artışını sanayileşme öncesi döneme göre 2 derecenin altında tutmayı hedefleyen bu anlaşma, yasal olarak bağlayıcı bir uluslararası düzenleme halini almıştır. Ülkeler, her 5 yılda bir Ulusal Katkı Beyanları (NDC) sunmakla yükümlüdür.
2053 NET SIFIR EMİSYON HEDEFİ VE İKLİM ŞURASI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’ni açıklamasının ardından, Türkiye’nin uzun dönemli yol haritasını belirlemek amacıyla ilk İklim Şurası, 21-25 Şubat 2022 tarihlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Şuraya, kamu, özel sektör, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve öğrencilerden oluşan yaklaşık 5 bin kişi katılmıştır. Şura sonrasında, 76’sı öncelikli olmak üzere toplam 217 tavsiye kararı alınmış ve bu kararlar, Türkiye’nin uzun dönemli iklim politikalarına yön verecek bir yol haritası oluşturmuştur. Bu yol haritası, İklim Kanunu, NDC ve İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi gibi belgelerin hazırlanmasında temel teşkil etmiştir.
BAKANLIĞIN İSMİNE ‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ’ EKLENDİ
12’nci Kalkınma Planı (2024-2028) çerçevesinde ‘Çevrenin Korunması’ başlığı altında, Paris Anlaşması ve Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum eylemlerinin güçlendirilmesine yönelik tedbirler belirlenmiştir. Orta Vadeli Program (OVP) 2024-2026’da ‘Yeşil Dönüşüm’ başlığı altında 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda hedefler belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, bu alandaki koordinasyon İklim Değişikliği Başkanlığı’na devredilmiştir. Bu karar kapsamında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ismi, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmiştir. İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu, İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu ile yer değiştirmiştir.
ULUSAL KATKI BEYANLARI SUNULDU
Bakan Murat Kurum, 6-18 Kasım 2022 tarihlerinde Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde düzenlenen 27’nci Taraflar Konferansı’nda Türkiye’nin Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) sunmuştur. Türkiye, 2015 yılında belirlediği yüzde 21 olan hedefini, 2030 yılı için yüzde 41 oranında azaltım hedefine yükseltmiştir. Ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Eylül 2025 tarihinde New York’ta düzenlenen İklim Zirvesi’nde Türkiye’nin İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC 3.0) BMİDÇS Sekretaryası’na sunmuştur. Yeni beyan kapsamında, 2035 yılı itibarıyla sera gazı emisyonlarının referans senaryoya göre 466 milyon ton CO2 eşdeğeri azaltılması ve emisyonların 643 milyon ton CO2 eşdeğeri seviyesinde sınırlandırılması taahhüt edilmiştir.
TÜRKİYE’NİN İLK İKLİM KANUNU
Ulusal Katkı Beyanları ve 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi çerçevesinde Türkiye, önemli bir adım atarak İklim Kanunu’nu hazırlamıştır. 9 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe girecek olan bu kanun, 20 madde ve 2 geçici maddeden oluşmaktadır. İklim Kanunu, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini düzenleyen planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetim süreçlerini kapsamaktadır. Bu düzenleme ile Türkiye, iklim değişikliği ile mücadeledeki kararlılığını sergilemiş ve COP Taraflar Konferansı’na başkanlık yapma hedefine ulaşmayı hedeflemiştir.








