Arap dünyasında Akademi Ödülü kazanmış tek ülke olma unvanına sahip Cezayir, sinema alanında yeni bir sıçrama yapma hazırlığı içerisinde. 1970 yılında Costa-Gavras’ın politik gerilim filmi Z ile “en iyi yabancı film” Oscar’ını kazanarak uluslararası festivallerde dikkatleri üzerine çeken Cezayir, son yıllarda bu başarıyı sürdüremedi.
Bloomberg tarafından aktarılan bilgilere göre, Cezayir yönetimi, güçlü bir tarih anlatısı sunan projeler ve altyapı yatırımları ile sinema sektörünü yeniden canlandırmayı planlıyor.
Devlet destekli bir yeniden yapılanma
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmadjid Tebboune’nin kültür danışmanı Faycal Metaoui, sinema alanında “tarihsel bir yeniden yapılanma” planı üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor. Bu kapsamda, 19. yüzyılda Fransız sömürgeciliğine karşı direnişi simgeleyen Emir Abdelkader’i konu alan devlet destekli bir biyografi filmi üzerinde çalışmalar sürüyor.
Metaoui, amaçlarının yalnızca tek bir büyük yapım üretmekle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda Cezayir’i uluslararası film haritasına yeniden entegre edecek sürdürülebilir bir üretim ortamı oluşturmak olduğunu vurguluyor.
Ekonomi, siyaset ve sinema
47 milyon nüfuslu OPEC üyesi Cezayir, enerji gelirlerine bağımlı ve sıkı kontrol altındaki bir ekonomik yapı sergiliyor. Turizm sektörünün sınırlı kalması, kamu harcamalarının artışı ve gelirlerin düşmesi, yönetimi yeni gelir kaynakları arayışına yönlendiriyor.
Bloomberg’e göre, Tebboune yönetimi sinemayı ekonomik çeşitlenmenin bir aracı ve ülkenin uluslararası profilini güçlendirecek bir yumuşak güç unsuru olarak değerlendiriyor. Bu çabalar, Cezayir’in Fransa ve Fas ile yaşadığı siyasi gerilimlerin sürdüğü bir döneme denk geliyor.
Sinema, sömürge hafızasının merkezinde
Cezayir sineması, tarihsel olarak sömürgecilik temaları ile dikkat çekti. The Battle of Algiers (1966) ve Chronicle of the Years of Fire (1975) gibi eserler, politik etkileri ve sanatsal başarıları ile hafızalarda yer etti. Ancak son yıllarda, ülkede üretilen film sayısı — kısa film, belgesel ve uzun metraj dahil — yılda çift haneli rakamlara ulaşmakta zorlanıyor.
Bu durum, Cezayir’i bölgedeki diğer ülkelerle kıyaslandığında geride bırakıyor. Mısır, Arap dünyasının sinema merkezi olmaya devam ederken, Tunus son yıllarda Oscar adaylıkları ile dikkat çekiyor. Fas ise Hollywood yapımlarının cazip çekim merkezlerinden biri haline geldi.
Bürokrasi azaltılıyor, stüdyo yatırımları geliyor
Cezayir, 2024 yılında kuracağı Ulusal Film Merkezi ile izinler, lisanslar ve vizeler gibi süreçleri tek çatı altında toplayarak sektördeki bürokrasiyi azaltmayı hedefliyor. Bloomberg’e göre, başkent Cezayir’de ses stüdyoları ve prodüksiyon hizmetlerini barındıracak bir “sinema kenti” inşa edilecek. Güneydeki Tinerkouk’ta ise post-prodüksiyon ve görsel efekt tesislerinin kurulması planlanıyor.
Metaoui, dönüşümün maliyetine dair net bir rakam vermekten kaçınsa da, hedefin yılda yaklaşık 30 film üretmek olduğunu belirtiyor. Kültür Bakanlığı’na şu ana kadar 170 proje için destek başvurusu yapıldığı bildiriliyor.
Abdelkader filmi öncü olacak
Emir Abdelkader filmi, bu yeniden yapılanmanın en önemli projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Abdelkader, 1830’lar ve 1840’larda Fransız işgaline karşı direnişi örgütlemiş ve Cezayir’de modern devlet fikrinin kurucu figürlerinden biri olarak kabul ediliyor.
“Bu büyük bir yapım ve hükümet gerekli kaynakları sağlamaya hazır,” diyor Metaoui. “Kahramanlarımızın hikâyelerini anlatmamız gerekiyor. Maliyeti hesaplamayacağız.”
Uluslararası yapımlara açık kapı
Cezayir, yalnızca yerli yapımları değil, yabancı projeleri de ülkeye çekmeyi amaçlıyor. Güney Afrika, Kanada, İtalya ve Türkiye ile ortak yapım anlaşmaları olduğu belirtiliyor. Bloomberg’e göre, potansiyel büyük; zira komşu Fas, uzun yıllardır birçok ülkenin “dublajladığı” Hollywood’un önde gelen çekim merkezlerinden biri haline geldi.
Fransa ile yüzleşme perdeye taşınıyor
Cezayir sinemasının uluslararası alandaki en dikkat çekici projelerinden biri, Fransız-Cezayirli yönetmen Rachid Bouchareb’in imzasını taşıyabilir. Daha önce Oscar’a aday gösterilen Days of Glory ve Outside the Law filmlerinin yönetmeni Bouchareb, Fransa’nın 1960’larda Cezayir çölünde gerçekleştirdiği nükleer denemeleri konu alan Reggane adlı bir film üzerinde çalışıyor.
Filmin çekimlerinin Eylül 2026’da başlaması planlanıyor. Bu süreçte, Cezayir parlamentosunun Fransa’dan resmi özür ve tazminat talep eden bir yasa tasarısını tartıştığı göz önünde bulundurulduğunda, projenin siyasi yankıları oldukça yüksek.
Bouchareb, Cezayir’in desteğinin tam olduğunu vurgulayarak, Bloomberg’in aktardığı durumu özetliyor: “Cezayir’in desteği tam.”
Kaynak: Gazete Oksijen








