Suriye’de Beşar Esad rejiminin düşmesinin üzerinden bir yıl geçerken, ülkede hem siyasi iktidar hem de günlük yaşam dinamikleri yeniden şekilleniyor. Heykellerin devrilmesi, portrelerin sökülmesi ve rejim sembollerinin vitrinlerden kaldırılması, bu hızlı dönüşümün belirgin işaretleri arasında yer alıyor.
Ancak bu sembolik değişim, ekonomik alanlarda belirgin bir duraksamaya yol açtı. Turizm ve alkol üretimi, bu duraksamanın en çarpıcı örnekleri olarak dikkat çekiyor.
Akdeniz kıyısındaki Tartus kentinde, bir zamanlar rejim yanlısı hediyelik eşyalar satan Abu Ali, Esad’ın devrilmesiyle birlikte dükkanındaki ürünleri kolilere yerleştirdi. Raflarda artık yeni üç yıldızlı Suriye bayrakları, devrim sloganlarıyla süslenmiş sedef kutular ve iç savaşta hayatını kaybeden muhalif savaşçıların fotoğrafları yer alıyor. Ancak The Guardian ile yaptığı görüşmede Ali, değişen yalnızca ürünler değil, müşteri profilinin de farklılaştığını belirtiyor.
“Eskiden Rus askerler, Lübnanlı turistler ve yabancı ziyaretçiler gelirdi. Şimdi neredeyse hiç kimse yok” diyor. Güvenlik endişeleri ve belirsizlik, sahil kentlerindeki turizmi ciddi şekilde olumsuz etkiliyor.
Bağlar yerinde duruyor ama satış yok
Bu belirsizliğin en dikkat çekici yansımalarından biri, Suriye’nin önde gelen şarap üreticilerinden Jarjour Şaraphanesi’nde gözlemleniyor. Tartus tepelerinde bağlarda üretim devam etse de satışlar neredeyse durma noktasına geldi. Ailenin işletmesi, Esad döneminde yıllık 50 bin şişeye kadar üretim yapıyor ve turist gruplarını, diplomatları ağırlıyordu.
Şaraphanenin sahibi Şadi Jarjour, eski rejim döneminde alkol üretiminin yasal olduğunu ancak bürokrasi ve yolsuzlukla çevrili bir ortamda faaliyet gösterdiklerini ifade ediyor. “Her an bir bahane ile cezalandırılabilirdiniz” diyor. Rejimin çöküşüyle bu baskı sona erdi, ancak yerini hukuki bir belirsizlik aldı.
Yeni yönetim, özel görüşmelerde işletmeye dokunmayacaklarını belirtse de alkol satışına dair henüz net bir yasal çerçeve oluşturulmuş değil. Jarjour, Aralık 2024’ten bu yana tek bir şişe bile satamadığını ve “Eğer yakında bir yasa çıkmazsa, iki yıla yakın bir kaybımız olacak.” şeklinde konuşuyor.
Başkentte gri alanlar
Resmî bir yasak olmamasına rağmen, sınır kapılarında alkol şişeleri dökülüyor; Şam’daki barlar ruhsat eksikliği nedeniyle kapatılıp tekrar açılıyor. Ruhsat yenilemenin yasal bir yolu bulunmuyor. Bir bar işletmecisi, Ramazan ayında açık kalması nedeniyle “ders verilmek” amacıyla geçici olarak kapatıldığını aktarıyor. Bu uygulamaların hiçbirinin açık bir yasal dayanağı yok.
Buna karşın Şam’da gece hayatı tamamen sona ermiş değil. Ev partileri, çatı katı etkinlikleri ve elektronik müzik geceleri devam ediyor. Kent, İslamcı geçmişe sahip yeni yöneticilerin beklentilerinin ötesinde, onları yavaş yavaş dönüştüren bir etki yaratıyor.
Şara ve toplumun sessiz pazarlığı
Esad sonrası Suriye, yalnızca özgürlük alanlarını değil, aynı zamanda otoriteyle ilişki kurma biçimini de yeniden keşfediyor. Bazı Suriyeliler, eski alışkanlıklarla Esad portrelerinin yerine yeni Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa’nın fotoğraflarını asmaya yöneliyor. Yetkililer, bu tür bir kişilik kültünü hızla yasaklıyor. Bu küçük müdahale, yeni dönemin sınırlarının henüz netleşmediğinin erken bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Jarjour ise temkinli bir iyimserlikle, önce iç pazarı canlandırmayı ve ardından Suriye şarabını dünya pazarına açmayı hedefliyor: “Yasaları bekliyoruz. Çıkarsa, yeniden çalışmaya başlayacağız.”
Suriye’de bağlar hala yeşermeye devam ediyor. Ancak ülkenin kültürel ve ekonomik geleceği, henüz yazılmamış yasaların belirsizliğinde beklemekte.
Kaynak: Gazete Oksijen








