
Türkiye turizmi, son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Artan maliyetler, daralan geleneksel pazarlar ve küresel belirsizlikler; özellikle şehir otelleri ve kültür destinasyonlarında doluluk oranlarını ciddi biçimde aşağı çekiyor.
Old City Otelciler Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, sektörde yaşanan bu durgunluğu ve çıkış yollarını Hotel Gazetesi için kaleme aldığı değerlendirme yazısında tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Akyüz, Türk turizminin artık tek kanallı pazarlama anlayışıyla yol alamayacağını vurgularken, çözümün Uzakdoğu ve Asya pazarlarında yattığını net ifadelerle dile getiriyor.
Sahadaki gerçeklere dayanan bu değerlendirme, Türk turizminin geleceğine dair önemli bir tartışma başlığı açıyor.
Türk Turizmi Alarm Veriyor: Çözüm Uzakdoğu ve Asya’da
Old City Otelciler Platformu Başkanı Tarkan Akyüz
Boş oteller, sessiz lobiler… Türkiye turizmi zor bir dönemden geçiyor. Çözüm ise sandığımızdan çok daha uzakta değil: Uzakdoğu ve Asya pazarında.
Türkiye turizmi son yılların en durgun günlerini yaşıyor. Özellikle şehir otellerinde ve kültür destinasyonlarında doluluklar ciddi şekilde gerilemiş durumda. Avrupa pazarındaki daralma, artan maliyetler ve küresel belirsizlikler sektörü köşeye sıkıştırıyor. Bu tabloda “aynı pazarlardan daha fazla turist” beklentisi artık gerçekçi değil. Türk turizminin acil olarak yeni pazarlara yönelmesi gerekiyor.

Büyük Potansiyel, Dar Bir Kanal
Uzakdoğu ve Asya pazarı, dünya turizminin en hızlı büyüyen alanı. Buna rağmen Türkiye bu pazardan hak ettiği payı alamıyor. Sektörde yaygın kanaat, bu alanın fiilen tek bir yapı üzerinden yürütüldüğü yönünde. Dorak Holding, uzun yıllardır Uzakdoğu pazarında etkin bir oyuncu. Ancak sahadaki tablo şunu gösteriyor: Bu yapı ağırlıklı olarak kendi otellerini ve sınırlı sayıda destinasyonu besliyor. Türkiye genelinde yaygın bir fayda üretildiğini söylemek zor.
Bu bir “başarı mı?” Tartışılır.
Bu bir “yeterli mi?” Kesinlikle hayır.
Dijital Güç Başka Yerde
Uzakdoğu ve Asya’da online tarafta en güçlü oyunculardan biri Trip.com. Çin merkezli bu platform, milyonlarca Asyalı turist için birincil seyahat kapısı konumunda. Ancak Türkiye’de bu platformla entegre çalışan, destinasyon çeşitliliği sunan, agresif tanıtım yapan acente sayısı yok denecek kadar az. Oysa rekabet olmadan pazar büyümüyor; büyümeyen pazarda da turizm nefes alamıyor.
Rakamlar Yalan Söylemez
Sadece Endonezya örneği bile tabloyu anlatmaya yeter:
Nüfus: 300 milyon
Bu nüfusun %10’u seyahat etse: 30 milyon kişi
Sadece %1’i Türkiye’yi tercih etse: 3 milyon turist
3 milyon turist demek;
Otellerin dolması
Rehberlerin, restoranların, esnafın iş yapması
Sezonun 12 aya yayılması demek
Bu potansiyel hâlâ masada duruyor ama kimse sandalyeye oturmuyor.
Ne Yapılmalı?
Uzakdoğu ve Asya pazarında 2–3 güçlü, rekabetçi acente acilen devreye girmeli.
Sadece İstanbul değil; Kapadokya, Ege, Karadeniz, Güneydoğu gibi farklı destinasyonlar paketlenmeli.
Dijital platformlarla (Trip.com başta olmak üzere) doğrudan ve profesyonel entegrasyon sağlanmalı.
Kültür, gastronomi ve deneyim turizmi Asya beklentilerine göre yeniden anlatılmalı.
Son Söz
Türk turizmi şu anda tek kanallı bir pazarlama anlayışının bedelini ödüyor. Oysa bu sektör tekelle değil, çeşitlilikle ve rekabetle büyür. Uzakdoğu ve Asya pazarı bir “lüks” değil, artık bir zorunluluk.
Aksi halde oteller boş kalmaya devam eder…
Ve turizm, potansiyelini konuşur ama gerçeğini yaşayamaz.
Kısacası: Yeni pazara bakmayan turizm, aynaya bakıp “neden zayıfladım” diye sormaya devam eder.








