Kültürel mirasın korunması, gelecek nesillere aktarılması amacıyla gerçekleştirilmekte olan ‘konservasyon’ işlemi, taşınabilir veya taşınamaz kültürel varlıkların en az müdahale ile stabil hale getirilmesi ilkesine dayanmaktadır. Bu süreç, uygun ve geri dönüşlü malzeme ve yöntemlerin kullanılmasıyla gerçekleştirilir.
Aktif konservasyon sırasında, eserler mevcut durumlarına göre incelenmekte ve kondisyonu zayıf olan parçalar için ön sağlamlaştırma işlemleri uygulanmaktadır. Sağlamlaştırma işleminin ardından, konservasyonun önemli bir aşaması olan mekanik ya da kimyasal temizlik işlemleri yapılmaktadır. Bu aşamada, eserlerin temizliği için en uygun malzeme ve yöntemler tercih edilmektedir.
Birden fazla parçadan oluşan eserler, uygun yapıştırıcılar kullanılarak bir araya getirilmekte ve sıkıştırılmaktadır. Parça kaybı yaşayan eserlerde ise, objenin yapısına ve yüzey dokusuna en uygun malzemelerle dolgu işlemleri gerçekleştirilmektedir. Tüm bu işlemlerin ardından eserler, müzelere gönderilerek ziyaretçilerle buluşma imkanı sağlanmaktadır.
Türkiye genelinde bulunan 12 restorasyon konservasyon laboratuvarında bugüne kadar 251 binden fazla eserin bakımı yapılmıştır. Bu laboratuvarlarda toplam 281 personel görev almakta ve restoratörler, farklı medeniyetlere ait eserlerin gelecek nesillere ulaştırılmasına katkıda bulunmaktadır. Büyüklük açısından 12 konservasyon laboratuvarı arasında ikinci sırada yer alan Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı, son olarak ABD’den iade edilen 17 eserin konservasyonunu gerçekleştirmektedir.








