
Dünya Katoliklerinin ruhani lideri Papa 14. Leo’nun Türkiye ziyareti ile birlikte dikkatleri üzerinde toplayan inanç konusu ve bu amaçla yapılan uluslararası seyahatler gelecekte önemini arttıracak gibi görünüyor. Papa’nın Fener Rum Patrikhanesi ve İznik gibi Hıristiyanlar için kutsiyet derecesi yüksek mekânları ziyaret ederek ayinlere katılması, Hristiyan dinine mensup kişilerin bu yerlere seyahat motivasyonunu arttıracaktır.
İnanç maksatlı seyahatlerin tarihçesine baktığımızda, söz konusu seyahatlerin milattan önceki dönemlere kadar uzandığını görüyoruz. Bilinen en eski tapınak, Şanlıurfa Göbeklitepe’de bundan 12.000 yıl önce inşa edilmiş. Bu tapınak, farklı bölgelerden çok sayıda kişinin ziyaretine uğramış. Benzer şekilde, Mısır’daki Philae tapınak kompleksi, Yunanistan’daki Delphi Kahini, Roma medeniyetindeki Jüpiter Tapınağı gibi dini öneme sahip yerler, inananları tarafından ziyaret edilmiş.
Tek tanrılı dinlerin doğuşuyla birlikte Mekke, Kudüs ve Vatikan gibi sembol merkezler ortaya çıktı. Bu merkezler, yüzyıllardan bu yana inançları uğruna çok sayıda kişiyi kendine çekiyor. Turizm hareketliliklerinin 20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında katlanarak büyümesi neticesinde, inanç turizmine olan talep de giderek artıyor.
Hac ve Umre ziyaretleri, yılda 150’den fazla ülkeden 10 milyondan fazla Müslümanı çekiyor. Kerbela ve Meşhed gibi ikincil hac merkezleri ise toplamda yılda 30 milyon ziyaretçi alıyor. Katolik inanç turizmi pazarı, yılda 80 milyondan fazla gezgini cezbediyor. Ziyaretçilerin önemli kısmı, bu inancın popüler destinasyonları olan; Vatikan, Fatima ve Lourdes’i ziyaret ediyorlar. Avrupa ve Latin Amerika genelinde 1.700’den fazla Katolik mabedi, uluslararası ziyaretçileri ağırlıyor. Katolik odaklı seyahat acenteleri, inanç temelli yaklaşık 12.000 grup turu düzenliyorlar. Hindistan, her yıl Varanasi, Tirupati ve Rameswaram gibi kutsal yerlerde 120 milyondan fazla yerli ve yabancı hacı ağırlıyor. Kumbh Mela, tek başına 30 milyon katılımcıyı çekerek, dünya çapında en büyük insan buluşması haline geliyor.
Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü, dünyanın başlıca dini mekânlarını 300-330 milyon turistin ziyaret ettiğini tahmin etmekte. Bu seyahatlerin ekonomik büyüklüğü 2022 yılında 227 milyar dolar, 2023 yılında 254,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu rakamın 2030 yılına kadar 671,93 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
İnanç turizmi pazarının büyüme eğilimi, birçok ülke veya kentin iştahını kabartıyor ve söz konusu destinasyonları bu pastadan pay almak için çaba göstermeye sevk ediyor. Örneğin; Suudi Arabistan, 2024 yılında hacı adayları için dijital vize işlemlerini başlatarak operasyonlarının verimliliğini %40 oranında yükseltti. Hindistan, sekiz yeni manevi turizm koridoru açarak iç hac kapasitesini %18 artırdı. Çin, Konfüçyüs miras yolunun genişletileceğini duyurdu ve eğitim turizmi trafiğini %16 oranında geliştirdi. İtalya, Lourdes-Roma dijital rota entegrasyonunu tamamlayarak ülke çapında inanç seyahatlerini %14 artırdı.
İngiliz yazar David Mitchell’in: “Seyahat, gizemli ve bilinmeyen bir deneyimden çok daha fazlası olabilir. Bireylere maneviyat geliştirme ve yalnızca dünyayı değil, kendilerini de daha iyi anlama fırsatı verebilir.” sözü, bu konudaki seyahatlerin ruhani boyutuna açıklık getirmekte, turizmin sadece gezmek ve görmekten ibaret olmadığına işaret etmektedir. Bu doğrultuda inanç turizminde, temel çekicilikler olan; doğa olayları, dini yapılar, dini olmayan alanlarda düzenlenen dini etkinlikler ve kutsallaştırılmış tarihi alanlar üzerine odaklanılmaktadır.
İnanç turizmine Türkiye ölçeğinde bakıldığında, ülkemizin tarihi ve kültürel değerleri ile bu alanda oldukça zengin olduğu görülmektedir. Ülkemiz; hem İslam dünyası hem de Hristiyanlık ve Yahudilik gibi farklı dini geleneklerin izlerini taşıyan mekânlara ev sahipliği yapmaktadır. Bunlara ilave olarak topraklarımız geçmişten günümüze çok sayıda farklı inancı benimseyen topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Anadolu’da tespit edilen 316 inanç temelli eserden167’si İslam, 129’u Hıristiyan ve 20 tanesi Musevi dinine aittir. Ancak, kitle turizminin önemli boyutlara ulaştığı Türkiye’de inanç amaçlı gelen ziyaretçilerin oranı oldukça düşük düzeylerde seyretmektedir.
Oldukça hassas dinamikleri olan inanç turizminin geliştirilmesi; etkili planlama, paydaşlar arası güçlü işbirliği, ilgili bölgelerde turizm altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin arttırılması, faaliyetlerin sürdürülebilirlik temelinde yürütülmesi, inanç rotası odaklı ve bölge illeri ile koordineli operasyonlar, dijital odaklı çalışmalar, hikayeleştirmeler ve etkili tanıtım ile pazarlama ile mümkündür. Bu tedbirlerin hayata geçirilmesi durumunda, ülkemize gelen inanç turisti sayısında ciddi artışlar sağlanması mümkün olabilecektir. Ancak bu süreçte inanç gruplarının hassasiyetleri ve milli güvenlik öncelikleri temelinde her adımın ilgili paydaşların katılımıyla çok dikkatli atılmasında yarar bulunmaktadır.
Saygılarımla…








