Köroğlu, doğa ve macera turizminin Türkiye’de son yıllarda önemli bir gelişim kaydettiğini belirtti. Yaklaşık 20-25 yıllık bir geçmişe sahip olan bu turizm türünün özellikle gençler arasında artan bir ilgiyle karşılandığını vurguladı. “Doğa ve macera turizmi terimi her zaman yeterince açıklayıcı olmayabiliyor, ancak ‘deneyim turizmi’ ifadesi daha akılda kalıcı hale geliyor. Yeni neslin bu alana olan ilgisi oldukça yüksek,” dedi.
TÜRSAB’ın doğa ve macera turizmine yönelik katkılarına değinen Köroğlu, sektördeki bilgi ve tecrübelerini diğer acenteler, rehberler ve Türk halkıyla paylaşmak için çaba gösterdiklerini dile getirdi. Kendi deneyimleriyle bu alandaki idealist çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Köroğlu, “İkinci dönemimizde sağlam bir temel oluşturarak, bu temelin üzerine daha fazlasını inşa edeceğiz. Sesimizi daha fazla duyuracağımıza inanıyorum,” şeklinde konuştu.
Köroğlu, doğa ve macera turizmi kapsamında bisiklet, kano, dağ ve kaya tırmanışı, rafting ve yürüyüş gibi toplamda 650 farklı aktivitenin mevcut olduğunu ifade etti. “Deniz kanosu gibi etkinlikler mevcut; ancak bu tür aktiviteler genellikle küçük ölçekli acenteler tarafından sunulmakta. Türkiye genelinde daha fazla tanıtım ve organizasyon yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu etkinlikler genellikle Kaş, Marmaris gibi kıyı bölgelerinde gerçekleştiriliyor. Ancak bir turist, sadece deniz kanosu için Türkiye’ye gelmiyor; bir gününü kanoya, başka bir gününü rafting gibi farklı aktivitelere ayırabiliyor,” diye ekledi.
Köroğlu, doğa yürüyüşlerinin en fazla ilgi gören aktivite olduğunu vurgulayarak, Antalya’daki Likya Yolu’nun uluslararası alanda tanınmış bir yürüyüş rotası olduğuna dikkat çekti. “Bu yol, müthiş bir kültürel deneyim sunuyor ve dünya genelinde tanıtımına katkı sağlıyor. Doğa yürüyüşü kesinlikle sektörün bir numarası,” dedi.
Köroğlu, bisiklet aktivitelerinin ikinci sırada olduğunu ve bu tür etkinliklerin en çok Ege ve Akdeniz kıyılarında ile Kapadokya’da yapıldığını belirtti. Dağ tırmanışı da popüler bir aktivite olarak öne çıkmakta; özellikle Ağrı Dağı, Kaçkar ve Aladağlar gibi zirvelerde yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. Rafting ise Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde, özellikle Manavgat, Fethiye ve Bolu gibi yerlerde gerçekleştirilmektedir.
Kaya tırmanışının beşinci sırada yer aldığını dile getiren Köroğlu, “Antalya’nın Geyikbayırı bölgesinde yıl boyunca kaya tırmanışı yapmak mümkün. Bu alandaki pansiyonlar neredeyse tamamen yabancı turistlerle dolu. Türkiye’nin en bilinen kaya tırmanışı noktası da burasıdır. Diğer popüler aktiviteler arasında kanyoning ve kayak da bulunmaktadır,” ifadelerini kullandı.
Köroğlu, doğa ve macera turizmi ile kitle turizmini karşılaştırarak, “Doğa-macera turizmi butik bir yapıya sahip. Bu tür acenteler, binlerce insana hitap etmiyor gibi görünse de Türkiye’nin farklı bölgelerinde ciddi bir potansiyele sahip. Kitle turizmi, Antalya’daki oteller aracılığıyla çok sayıda turiste hitap ederken, doğa ve macera turizmi müşterilerinin harcaması oldukça yüksek. Bu alandaki turistler, bir haftalık turlar için yaklaşık 2.500-3.000 avro bütçe ayırıyor,” şeklinde sözlerini sonlandırdı. Ayrıca, Likya Yolu’na her yıl 30 ila 50 bin kişinin yürüyüşe katıldığını da ekledi.








