BAHÇEŞEHİR Üniversitesi (BAU) İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi, ‘Orta Doğu’daki Jeopolitik Gelişmelerin Türkiye’ye Etkileri’ başlıklı bir panel düzenledi. Etkinlikte, bölgedeki çatışmaların siyasi, askeri, ekonomik ve enerji yönleri detaylı bir şekilde ele alındı.
Panel, BAU Campüs Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi ve moderatörlüğünü Dr. Beyhan İncekara üstlendi. Açılış konuşmasını BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu yaptı. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyeleri, çeşitli konularla ilgili görüşlerini paylaştı. Prof. Dr. Esra Albayrakoğlu ‘Siyasi Gerilimler ve Askeri Tırmanış’, Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi ‘İstihbarat ve Kimlik Siyaseti’, Dr. Öğretim Üyesi Levent Aksoy ‘Deniz Ticareti ve Tedarik Zincirine Etkisi’, Prof. Dr. İbrahim Ünalmış ise ‘Ekonomik ve Finansal Etkiler’ hakkında bilgi verdi. Medipol Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ali Resül Usul ‘Orta Doğu’da istikrar arayışı: Türkiye’nin rolü, kapasitesi ve sınırları’ konusunu ele alırken, Emekli Büyükelçi Uluç Özülker ‘Orta Doğu’daki çatışmaların enerji güvenliğine etkisi’ üzerine görüşlerini aktardı.
Prof. Dr. Çağla Gül Yesevi, bölgedeki gelişmelerin birçok ülkede yankı bulduğunu ifade ederek savaşın Lübnan üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yesevi, “Bölgedeki olaylar yalnızca Lübnan ile sınırlı değil. İran’ın ABD askeri üslerine yönelik saldırılarının artışından söz ediyoruz. Lübnan, İran-İsrail çatışmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu gerilim uzun zamandır sürüyor ve özellikle 7 Ekim sonrası daha belirgin hale geldi. Hizbullah ile İran arasındaki bağlantılar oldukça güçlü ve Lübnan’daki çatışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor” dedi.
Prof. Dr. Yesevi, İran’da Mücteba Hamaney’in liderliğe seçilmesinin önemine de değindi. “Trump, yeni liderin kim olacağına dair bazı uyarılarda bulunmuştu. Hamaney’in oğlunun dini lider olarak seçilmemesi yönünde uyarılar olmuştu. Fakat Mücteba Hamaney, İran’daki yönetim kademesi ile yakın ilişkiler içinde. İran’ın bu uyarılara kulak asmadan Mücteba Hamaney’i seçmesi, mevcut düzenin devam edeceğini gösteriyor. Bu durum, dini kurumlar ve yönetim yapısının benzer şekilde işleyeceği anlamına geliyor” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Yesevi, savaşın süresi ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Savaşlarda en fazla siviller etkileniyor. Devletlerin varlık nedeni güvenliği, adaleti ve refahı sağlamakken, savaşın yükünü çoğunlukla siviller taşıyor. Bu çatışmada füzeler ve dronlar yoğun şekilde kullanıldı. Bu araçların ne kadar süre yeteceği ve maliyetinin ne olacağı belirleyici olacak. Eğer maliyetler karşılanamaz hale gelirse, hedeflerle maliyetler örtüşmezse, savaş kısa sürede sona erebilir. Başlangıçta İran’daki komuta kademesinin tasfiye edilmesi ve rejim değişikliği hedefi dile getirilmişti. Ali Hamaney’in öldürülmesi kısa vadeli bir hedef olarak görülüyordu. Ancak İran’ın bu duruma nasıl karşılık vereceği belirsiz.”
İran’ın çatışmayı bölgeselleştirdiği ifade eden Prof. Dr. Yesevi, “İran, savaşın bölgeselleşmesini sağladı ve çatışmanın yoğunluğunu artırdı. Daha önce 12 gün süren düşük yoğunluklu bir çatışma yaşanmıştı; fakat bu kez artan yoğunluk, savaşın uzama ihtimalini gündeme getiriyor. Burada maliyetler son derece önemli. ABD, ticari savaşlarda sürekli maliyet hesabı yapıyor. Bu savaşın finansmanını kim üstlenecek? Körfez ülkeleri mi bu maliyeti karşılayacak? Kar-maliyet dengesi, savaşın gidişatını belirleyecek temel unsurlardan biri olacak” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Yesevi, “İran açısından bakıldığında, üç ana başlık öne çıkıyor. Başlangıçta nükleer programın sonlandırılması gündemdeydi, fakat şimdi daha çok füze programı konuşuluyor. Ayrıca ‘direniş ekseni’ ile olan bağlantının kesilmesi talep ediliyor. İran, Batı’nın kurallarına uymak istemediğini belirtiyor. Dolayısıyla ABD ile İran arasında hedefler konusunda ciddi bir açmaz var. İran, hem rejimini hem ülkesini hem de vatandaşlarını savunmaya çalışıyor. ABD ise savaşın maliyetinin sürdürülebilir olup olmadığını değerlendirecektir. Hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını sorgulayacaktır” dedi.
Prof. Dr. İbrahim Ünalmış, gelişmelerin ilk etkisinin finansal piyasalarda görüldüğünü belirtti. “Türkiye ekonomisi üzerinde bu gelişmelerin farklı kanallardan etkileri hissediliyor. İlk doğrudan etkiyi piyasalarda gördük. Faizlerde artış yaşandı, hisse senedi fiyatlarında aşağı yönlü hareketler oldu. Özellikle petrol ve enerji fiyatlarındaki artışın etkilerini görmeye başladık. Benzin ve motorin fiyatlarındaki yükselişleri Orta Doğu’daki gelişmelere bağlayabiliriz. Eğer savaş ortamı daha uzun sürerse, Türkiye ekonomisini farklı kanallar üzerinden etkileyecektir” diye konuştu.
Prof. Dr. Ünalmış, İran ile doğrudan ticaret açısından büyük bir etki beklemediklerini ifade etti. “İran’a ihracatımız toplam ihracatımızın yaklaşık yüzde 1’i seviyesinde. Dolayısıyla İran’ın Türkiye’den ithalatı azaltması büyük bir darbe yaratmaz. Ancak küresel ölçekte oluşan savaş ortamının yarattığı tedirginlik, tüketicilerin harcamalarını kısmalarına yol açabilir. Artan fiyatlar, tüketimi aşağı çekebilir ve bu durum birçok sektörü dolaylı olarak olumsuz etkileyebilir” şeklinde belirtti.
Prof. Dr. Ünalmış, Çin’in enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke olduğunu vurgulayarak, “Çin, enerji ithalatında dışa bağımlı bir ülke. Doğal gaz ve petrol tedarikinde sorun yaşarsa, üretim tarafında sıkıntılar ortaya çıkabilir. Alternatif bulsa bile daha yüksek fiyatlarla ithalat yapmak zorunda kalacaktır. Bu durum maliyetleri artırır” dedi.
Prof. Dr. Ünalmış, “Artan doğal gaz fiyatları Amerikan ekonomisini pozitif etkileyebilir. Ancak varlık fiyatlarındaki düşüşler olumsuz bir etki yaratmaktadır. Petrol fiyatlarında kritik eşik üç haneli seviyelerdir. Özellikle 100 dolar ve üzeri fiyatlar, maliyetler açısından sorun oluşturur ve psikolojik olarak piyasaları etkiler. Bu nedenle 100 dolar seviyesi önemli bir eşik olarak değerlendirilebilir” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.








