18 Kasım 2024 tarihinde, Türkiye’nin uluslararası hava sahasına yönelik politikaları yeniden gündeme geldi. Bu çerçevede, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un uçağı, Türk hava sahasına girmesine izin verilmemesiyle dikkat çekti. Milliyet gazetesinin haberine göre, özellikle Herzog’un, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP-29) katılma planları iptal edilmek zorunda kaldı.
Bu olay, Türkiye ve İsrail arasında son dönemde yaşanan siyasi gerilimlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, özellikle Filistin meselesi ve İsrail’in Gazze’ye karşı uyguladığı politikalar sebebiyle son yıllarda sürekli olarak gerilmektedir. Türkiye, Filistin meselesine olan duyarlılığı ve destekleriyle biliniyor. Bu bağlamda, Herzog’un zirveye katılamaması, Türkiye’nin dış politikadaki sert duruşunu bir kez daha gösterdi.
Herzog’un yolculuğunun engellenmesi, Türk hükûmetinin stratejik duruşunu ve uluslararası ilişkilerdeki hassasiyetlerini açıklayan bir örnek olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin hava sahası üzerindeki bu tür kısıtlamalar, bazı durumlarda, yurt içinde ve uluslararası platformda siyasi mesajlar verme aracı olarak kullanılabiliyor. Bu bağlamda, Herzog’un Bakü’deki iklim zirvesine katılamaması, sadece bir diplomatik kriz olmanın ötesinde, iki ülkenin mevcut ilişkilerinin ne denli kırılgan olduğunu da gözler önüne seriyor.
2024 yılının Kasım ayında gerçekleşen bu olay, iklim değişikliği gibi global bir sorunun tartışılacağı önemli bir zirve öncesinde gerçekleştiği için ayrıca önem taşıyor. BM İklim Zirvesi, dünya genelinde hükümetler ve diğer paydaşların iklim değişikliğiyle mücadele yöntemlerini tartışmak üzere toplandığı bir platformdur. Bu tür zirveler, yalnızca çevresel konular açısından değil, aynı zamanda uluslararası ilişkiler açısından da kritik bir rol oynamaktadır.








