Rıza Akbalış, 10 yaşında çıraklık yaparak bu sanatı öğrenmeye başladı. Kardeşi Sedat Akbalış ile birlikte çalıştığı bu geçmiş, dedesi ve babasından devraldığı zanaatı sürdürmesini sağlıyor. Türkiye’de bu sanatı icra eden 5 alem ustasından biri olarak dikkat çeken Akbalış, Marmara Bölgesi’nde bu alanda tek usta olma özelliğini taşımaktadır. Aynı zamanda, kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin temsilcileri arasında yer almaktadır.
18 FARKLI İŞLEMDEN GEÇİYOR
Bursa’daki Ulu Cami, Orhan Camisi, Muradiye ve Yeşil Camisi gibi pek çok tarihi eserde ailesinin imzası bulunmaktadır. Akbalış, ürettiği alemleri Balkanlar, Almanya, Yunanistan ve ABD gibi ülkelere de gönderdiğini ifade etti. Alemlerin üretimi, bakır, tunç ve pirinç gibi malzemelerle gerçekleştirilirken, bu süreç 18 farklı işlemden geçmektedir. Üretim süresi ise boyutuna bağlı olarak 1,5 ile 2 gün sürmekte, en küçük alemlerin fiyatları ise 4 bin liradan başlamaktadır.
‘ÇIRAKLAR KAÇIYOR’
Geleneksel sanatlar arasında yer alan ve sabır gerektiren bu ustalığın yeni başlayan çıraklar için zorlu bir öğrenim süreci sunduğunu belirten Akbalış, mesleğe adım atacak olanların ilk 1 yıl boyunca gözlem yapmaları, ardından ise 6-7 yıllık çıraklık dönemini tamamlamaları gerektiğini dile getirdi. Akbalış, “Babamdan devraldığım bayrağı sürdürüyorum. Ancak çırakların bu zor meslekten kaçtığını görmek beni üzüyor. Zorluklar ve ağır iş yükü nedeniyle gençlerin ilgisi kalmadı. Bu mesleğin kaybolma riski taşıdığına dair endişelerim var” dedi.
‘1 SENE BENİ GÖZLEYECEK’
Üretim sürecinin zahmetli olduğunu vurgulayan Akbalış, “Dövme, kaynak, fırça ve sıvama gibi birçok işlem mevcut. Tüm bu aşamaları tamamlamak 1,5-2 gün alıyor. 17-18 aşamadan sonra ürün ortaya çıkıyor. Çırakların önce beni gözlemlemesi, ardından 6-7 yıl içinde mesleğe adapte olmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘İSLAM ÜLKESİNİN SEMBOLÜ BU ALEMLERDİR’
Türk-İslam sanatlarının önemli bir unsuru olan alemlerin, İslamiyet’in sembolü olduğunu söyleyen Akbalış, “Ailem 120 yıldır bu işle meşguldür. Alem, caminin sembolüdür ve Osmanlı’dan sonra gelen bir gelenektir. Camiler yapıldığında ilk dikkat çeken unsurlar alemlerdir. İslam ülkelerinin simgesi de bu alemlerdir” dedi.
‘GURUR VE ONUR DUYUYORUM’
Tarihi yapıların alemlerine yaptığı katkıları paylaşan Rıza Akbalış, “Dedem, babam ve şu anda kardeşimle bu geleneği sürdürüyorum. Orhan Camisi ve Ulu Cami’nin alemlerini yaptık. Yıllar sonra, ürettiğimiz alemleri görünce büyük bir gurur ve onur duyuyorum; çünkü bu eserler uzun yıllar boyunca ayakta kalacak” şeklinde konuştu.
‘DEDEMİN HATIRALARINA BİR DE BEN EKLEDİM’
Dedesinden ve babasından kalan malzemeleri dükkânında saklayan Akbalış, “Bunlar benim için manevi bir değer taşıyor. Dedemin kullandığı örs burada duruyor. Zaman zaman bunu da kullanıyorum. Böylece ailemin hatıralarına bir de ben ekliyorum” dedi.
‘DÜNYANIN HER TARAFINA GÖNDERİYORUZ’
Akbalış, “Alem gönderim alanlarımız Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Balkan ülkeleri, Almanya, Yunanistan, Selanik ve New York gibi bölgelere de ulaşıyor. Türkiye’de bu işi yapan ustalar arasında yalnızca ben Bursa’da temsil ediyorum. Devlet sanatçısı unvanı almak benim için büyük bir onur ve ailemde bu unvanı alan ilk kişi oldum” ifadelerini kullandı.








