
TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş Hotel Gazetesi’ne konuştu
“Birleşik TÜRSAB” hareketinin öncüsü ve TÜRSAB Başkan Adayı Aylin Özsavaş, Hotel Gazetesi’ne verdiği özel röportajda hem adaylık sürecini hem de sektöre dair çarpıcı tespitlerini paylaştı.
34 yıldır turizmin içinde yer alan Özsavaş, TÜRSAB çatısı altındaki deneyimlerinden, sektörün yapısal sorunlarına, küçük ve orta ölçekli acentaların yaşadığı sıkıntılardan İstanbul Havalimanı’ndaki düzensizliğe kadar birçok konuda dikkat çekici açıklamalar yaptı.
“Bu bir kişinin değil, tüm sektörün ortak yürüyüşüdür” diyerek yola çıktığını vurgulayan Özsavaş, şeffaflık, denetlenebilirlik, haksız rekabetin önlenmesi ve güçlü bir dijital dönüşüm için kararlı mesajlar verdi.

AYLİN ÖZSAVAŞ: Bu Yolculuk Benim Değil, Tüm Sektörün Yürüyüşüdür
Kariyer Yolculuğu ve TÜRSAB Başkan Adaylığına Giden Süreç
Hotel Gazetesi: Sektörde uzun yıllardır aktif rol alan bir isim olarak Aylin Özsavaş‘ı tanıyabilir miyiz? TÜRSAB Başkan adaylığına giden yolculuğunuz nasıl şekillendi? Kişisel kariyerinizdeki dönüm noktalarını ve bugün sizi sahaya çıkaran motivasyonunuzu bizimle paylaşır mısınız?
Aylin ÖZSAVAŞ: 34 yıldır bu sektörün içerisindeyim. 2006’dan bu yana TÜRSAB çatısı altında farklı görevlerde bulundum, komitelerde aktif olarak yer aldım. Benim için sivil toplum kuruluşlarında görev almak yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda mesleğe bağlılığın en güçlü göstergesidir. Bu anlayışla 2023 yılında (İSATAG) İstanbul Seyahat Acentaları Tanıtım ve Geliştirme Derneği’ni kurdum. Çünkü benim amacım her zaman sadece kendime değil, tüm camiaya fayda sağlamak oldu. Sektör ileriye giderse, bireysel olarak hepimiz ileriye gideriz. Ne yazık ki TÜRSAB’ın mevcut yapısı sektörü ileri taşımak bir yana, hak kayıplarını artırarak bizi geriye götürüyor. Bu tabloya sessiz kalamazdım. Artık sektörün kaybetmesine seyirci olma lüksümüz yok. İşte bu yüzden kolları sıvadım.
Benim için bu mesleğin temel taşı barış, sevgi ve iletişim dilidir. Barış yalnızca savaşın karşıtı değildir; resmi ve özel tüm kurumlarla uyum, meslektaşlarımız arasında sevgi ve dayanışma, insanlarla doğru iletişim… Bunların olmadığı yerde turizmden bahsedilemez. Bugün sektörümüzde yaşanan en büyük sorunlardan biri, pastayı büyütmeden pay almaya çalışanların çoğalmasıdır. Bu durum hem hizmet kalitesini düşürüyor hem de haksız rekabete yol açarak sektörün tamamına itibar kaybettiriyor. Artık bu kısır döngüyü kırma zamanı geldi.
Yönetimde olanlar hiçbir konuya bireysel pencereden bakmamalıdır. Daima bütünün faydasını gözetmeli, ortak aklı savunmalı ve meslektaşlarının çıkarlarını korumalıdır. Bugün TÜRSAB Başkanlığına adaylığım da tam olarak bu anlayışın sonucudur. Bu bir kişinin değil, tüm sektörün iradesidir. Benim adaylığım şahsi bir yolculuk değil, tüm sektörün ortak yürüyüşüdür.
Bizim vizyonumuz net: Turizm pastasını çeşitlendirerek büyüteceğiz, mesleğe girişi zorlaştırarak gerçek anlamda bu işi yapan profesyonellerin emeğini koruyacağız. Böylece haksız rekabeti ortadan kaldıracak, hem sektörün itibarını hem de meslektaşlarımızın kazancını artıracağız.
Firuz Bey Dönemi ve Yeniden Adaylık Kararı

H.G: 28 yıllık Başaran Ulusoy döneminin ardından, Firuz Bey’in adaylığında sektörün büyük bir kısmı gibi siz de destek verdiniz ve TÜRSAB’da bazı dönemlerde görev aldınız. Bugün sizi yeniden sahaya çıkaran ve başkan adaylığına götüren süreç nedir? O günden bugüne TÜRSAB’ta neler değişti, sizi aday olmaya iten temel motivasyon nedir?
Aylin ÖZSAVAŞ: Aslında bazılarının düşündüğünün aksine ben hiçbir zaman Firuz Bey’in “değişim ekibinde” olmadım. Ama değişim gerektiğine hep inandım. Çünkü değişim hayatın ve kurumların olmazsa olmazıdır; kalıcı olan koltuklar değil, kurumlardır. Firuz Bey’in “iki dönem” sözü, birçok meslektaşım gibi beni de ikna etmişti. Ancak gelinen noktada görüyoruz ki, verilen sözler tutulmadığında kurum zarar görüyor, güven erozyona uğruyor.
Benim Firuz Beyin dönemindeki ilk ve tek görevim, 2020’de pandemi şartlarının tam ortasında üstlendiğim Incoming İhtisas Başkanlığı idi. 1,5 yıl boyunca, krizin göbeğinde, üyelerimizin umutla ayakta kalabilmesi için elimden geleni yaptım. O dönemde de gösterdim ki, ben makam için değil, sorumluluk için varım.
Benim için görev, şartlar ne kadar zor olursa olsun layıkıyla yerine getirilmesi gereken bir emanettir.
Bugün aday olmamın sebebi de işte tam olarak budur: TÜRSAB’ın artık “bekleyen” değil, “öncülük eden” bir yapıya kavuşması gerekiyor. Sektörümüzün köklü bir dönüşüme ihtiyacı var; bu dönüşümde üyelerimizin sesi daha güçlü çıkmalı, kurumumuz şeffaf, etkin ve itibarlı bir merkez haline gelmeli. Biz de bu vizyonu hayata geçirmek, üyelerimizin haklarını savunan ve geleceğe yön veren bir TÜRSAB inşa etmek için adayız.
Birleşik TÜRSAB Hareketinin Doğuşu
H.G: “Birleşik TÜRSAB” adıyla bir araya geldiniz. Bu hareketin doğuş hikâyesini anlatır mısınız? Birleşik TÜRSAB’ın en önemli hedefi nedir ve sizi diğer adaylardan ayıran en güçlü yönünüz ne olacak?
Aylin ÖZSAVAŞ: Mevcut yönetim, her zaman kendini bir adım önde görerek hareket ediyor. Hatta bana aktarılan bilgiye göre, Firuz Bey 2018 yılında seçimi kazandığında ilk yönetim kurulu toplantısında şu ifadeyi kullanmış: “Biz istemedikten sonra buradan artık kimse bizi gönderemez.” İşte tam da bu anlayış, benim asla kabul etmediğim bir yönetim biçimidir.
Ancak şu da bir gerçek: Mevcut yönetimi değiştirmek istiyorsak, muhalefetin birleşmesi şart. Bu nedenle daha önce aday olmuş ya da aday olmayı düşünen meslektaşlarımın bir araya geldiği masadan davet aldığımda da hiç tereddüt etmeden katıldım. Çünkü benim koltuk sevdam hiçbir zaman olmadı; tek amacım sektörün ileriye gitmesi ve TÜRSAB’ın tarihsel misyonuna yeniden kavuşmasıdır.
O masada yapılan istişareler sonucunda, daha önce aday olmamış, kaybetmemiş ve Firuz Bey dahil kimseyle polemik yaşamamış bir isim olmam sebebiyle ben öne çıktım ve aday olarak oy çokluğu ile belirlendim. Birleşik TÜRSAB yolculuğu da bu şekilde başladı. Bizim en önemli hedefimiz, TÜRSAB’ı kişilere bağlı bir yapıdan çıkarıp, üyelerinin ortak aklıyla hareket eden güçlü bir kurumsal yapıya dönüştürmek.
Beni diğer adaylardan ayıran en önemli yönüm de tam olarak bu: hiçbir kişisel hesap ya da husumet taşımadan, yalnızca sektörün ve camianın geleceği için mücadele ediyor olmamdır.
TÜRSAB’daki Yapısal Sorunlar

H.G: TÜRSAB’da görev sürelerinin iki dönemden fazla uzaması, acenta açılımlarında kontrolsüzlük, şeffaflığın sağlanamaması gibi nedenlerle kuruma duyulan güvenin zedelendiği dönemler oldu. Sizce bugün hâlâ devam eden en büyük yapısal sorunlar hangileri?
Aylin ÖZSAVAŞ: Evet, maalesef Firuz Bey 2018 seçimlerinde verdiği hiçbir sözü yerine getirmedi. O dönemde açıkladığı vaatler arasında, görev süresini iki dönemle sınırlandırmak, acenta açılımlarını zorlaştırmak, yasayı çağa uygun hale getirip yasa ile belirlenen aidatları düşürmek ve kurumu şeffaf, denetlenebilir, kurumsal bir yapıya kavuşturmak vardı. Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Tam tersine bugün üçüncü dönemini tamamlıyor ve her ne kadar resmi açıklama yapmasa da yeniden aday olacağı konuşuluyor.
Oysa erdem, yasaların arkasına sığınmak değil, sarf edilen sözün arkasında durmaktır. Görevler icraat içindir; bu makamlar mazeret değil, çözüm üretme makamlarıdır. “Yapamadım, engellendim, olmadı” gibi sözler, üzülerek söylüyorum ki basiretsizliğin ifadesidir. Bunun doğal sonucu da artık yeniden aday olmamaktır.
Anadolu Buluşmaları ve Acentaların Talepleri
H.G: Son dönemde İstanbul’un farklı ilçelerinden Antalya, Ankara, Tekirdağ, Çorlu, Ağrı, Van ve Diyarbakır’a kadar birçok bölgede acentalarla bir araya geldiniz. Acentalar sizi nasıl karşıladı? Size en çok hangi sorunlar ve talepler aktarıldı?
Aylin ÖZSAVAŞ: Toplantılarımız düşük katılımlı ama çok verimli geçiyor. Katılımın düşük olmasının nedeni açık: Mevcut yönetim bölgedeki acentaları tek tek arayarak toplantılara katılmamalarını istiyor.
Bu, açıkça meslektaşlarımızın özgür iradesine ipotek koymaktır ve asla kabul edilemez.
Biz turizmciyiz, biz meslektaşız. Kimsenin meslektaşlarımızı arada bırakmaya, korku ve baskıyla yönlendirmeye hakkı yok. Bu koltuk kimsenin babasının koltuğu değil. Bu makamlar geçicidir ve ancak icraat yapan insanların elinde değer kazanır. Bu anlayışla hareket etmeyenler, sektörün önünü tıkıyor.
Ama şunu çok net söyleyeyim: Bizi engellemeye çalışsalar da toplantıya katılan meslektaşlarım bambaşka bir duyguyla ayrılıyor. Başta bizi tanımayan, vizyonumuzu bilmeyen birçok meslektaşımız önyargıyla geliyor. Fakat toplantının sonunda şunu görüyorum:
Sorunlarımız çok ama bu sorunları çözebilecek iradenin, iletişim gücünün ve kararlılığın bizde olduğunu anlıyorlar. O an, gözlerinde bu meslek için, yeniden filizlenen bir umut görüyorum.
Artık herkes şunu bilsin: Kimse meslektaşlarımızın özgür iradesini ipotek altına alamaz. Bu baskılar yakışmıyor, sektörümüzün itibarına zarar veriyor. TÜRSAB’ın geleceği korku ve engellemelerle değil, ortak akıl ve cesur adımlarla inşa edilecek.
İstanbul Havalimanı’nda Kaos ve Çözüm Önerileri
“Sorunları Görmezden Gelen Yönetim, Acentaları Yalnız Bıraktı; Sektör Şeffaflık İstiyor, Kaybedilen Güveni Biz Geri Kazandıracağız”
H.G: İstanbul Havalimanı’nda acentaların yaşadığı sorunlar ve belgesiz faaliyetlerle ilgili görüşmelerde bulundunuz. Ardından mevcut yönetimin de benzer görüşmeler yaptığı görüldü. Özellikle yolcu karşılama sırasında ortaya çıkan bu kaosun önüne geçmek için sizin çözüm öneriniz nedir?
Aylin ÖZSAVAŞ: Son zamanlarda yaptığımız çalışmaların mevcut yönetim tarafından da ele alınması olumlu bir gelişme. Ama keşke bu adımlar ben harekete geçmeden, 7 yıllık görev sürelerinde çok daha önce atılmış olsaydı. Yine de mesleğimiz için yapılan her girişim değerlidir.
İstanbul Havalimanı CEO’su ile yaptığımız görüşme aslında göreve geldiğimizde hayata geçireceğimiz çalışmaların bir ön provasıydı. Burada mesele, yetkililerle aynı masaya oturup sorunları açıkça konuşmak ve çözüm iradesi göstermektir. Çünkü iletişim olmadan ne sektörümüz ilerler ne de sorunlarımız çözülebilir.
Ama herkes şunu çok net bilsin: Biz yönetime geldiğimizde İstanbul Havalimanı’ndaki bu kaosa son vereceğiz. Yolcu karşılamada düzeni sağlayacağız, belgesiz faaliyetlerin önünü tamamen keseceğiz. Bu sektörün emeğini ve hakkını hiç kimseye yedirmeyeceğiz.
Bizim dönemimizde kaos değil düzen, belirsizlik değil şeffaflık olacak.
Kaçak ve Belgesiz Faaliyetlerle Mücadele
H.G: Kaçak ve belgesiz faaliyetlerin artması, hem turizme hem de acentaların gelirlerine büyük zarar veriyor. Bu sorunu kökten çözmek için nasıl bir denetim mekanizması kurmayı planlıyorsunuz?
Aylin ÖZSAVAŞ: Kaçak ve belgesiz faaliyetler, bugün tüm ülkedeki seyahat acentalarının ortak sorunu. Bu durum sadece bireysel gelir kaybına değil, turizmin bütününe büyük zarar veriyor. Öncelikle yapılması gereken, 1618 sayılı yasanın dijital çağa uygun hale getirilmesidir. İlk adımımız bu olacak.
Bunun yanı sıra resmi kurumlarla sıkı bir iş birliği kuracağız. Bugün denetimler çoğunlukla belgeli acentalara yapılırken, hemen yanı başında hiçbir belgesi olmayan kaçak faaliyetler rahatça cirit atıyor. Bu kabul edilemez. Biz yönetime geldiğimizde bu tablo değişecek; denetim mekanizmaları güçlendirilecek, belgesiz faaliyetin hiçbir alanı kalmayacak.
Çünkü biz şunu çok net söylüyoruz: Eğer belgesiz turizm büyürse, belgeli acenta yok olur.
Sigorta ve Teminat Sistemi Vizyonu
H.G: Sigorta ve teminat sistemi konusunda daha önce çeşitli basın açıklamalarınız oldu, hatta haberlerde de gündeme geldi. Başkan seçilirseniz bu sistemi nasıl hayata geçirerek hem acentaları hem de tüketicileri güvence altına almayı planlıyorsunuz?
Aylin ÖZSAVAŞ: Son dönemde bazı acentaların vatandaşlarımızı mağdur etmesi yalnızca bireysel kayıplara yol açmadı, aynı zamanda tüm sektörümüzün itibarını zedeledi. Bu tablo kabul edilemez. Vatandaşın güveni sarsıldığında, hem sektörümüz hem de ülkemizin turizmdeki itibarı yara alır.
Bugün Türkiye’de tatilcileri güvence altına alan etkin bir sistemin olmaması bu mağduriyetlerin temel sebebidir. Oysa Avrupa’da, özellikle İngiltere’de uzun yıllardır başarıyla uygulanan güçlü sigorta modelleri var. TÜRSAB bu konuda yıllar önce eline geçen raporları değerlendirmedi, adım atmadı. Ben bu sessizliği sona erdireceğim.
Başkan seçildiğimde atacağımız ilk adımlardan biri Sigorta ve Teminat Sistemi’ni hayata geçirmek olacak. Her seyahat acentasının müşteriden aldığı ödeme sigorta güvencesi altında olacak. Böylece bir iflas ya da sözleşme ihlali yaşandığında vatandaşlarımız tek kuruş kaybetmeyecek.
Bununla birlikte etik ve denetim kurullarını etkin şekilde işleteceğiz. Sektörde yanlış yapanların tüm camiaya mal edilmesine izin vermeyeceğiz. Yalnızca dürüst ve güvenilir işletmelerin varlığını sürdürebilmesi için sıkı denetim uygulayacağız.
Ayrıca kamusal bilgilendirme kampanyaları ile vatandaşlarımızın haklarını, sigorta kapsamını ve güvence mekanizmalarını düzenli olarak anlatacağız. Çünkü TÜRSAB, yalnızca acentaların değil, aynı zamanda vatandaşın da yanında olan bir kurum olmak zorundadır.
Kısacası bizim dönemimizde vatandaşın hakkı korunacak, sektörün itibarı güçlenecek ve Türkiye turizmi güven zemininde büyüyecek. Bizim TÜRSAB’ımızda kimse mağdur olmayacak; güveni yeniden tesis edeceğiz.
Küçük ve Orta Ölçekli Acentalara Destek Planı
H.G: Özellikle küçük ve orta ölçekli acentalar son yıllarda artan maliyetler ve krizler nedeniyle ayakta kalmakta zorlanıyor. Onlara nefes aldıracak finansal ve yapısal destekler için nasıl bir yol haritanız olacak?
Aylin ÖZSAVAŞ: Ülkemizde turizmin bu kadar büyümesinin en önemli kaynağı küçük ve orta ölçekli acentalardır. Onlar yıllarca çantalarını alıp kapı kapı dolaşarak yurt dışındaki acentaları Türkiye’ye çekti, ilk turizm hareketini başlattı. Bugün milyonlarca turistten bahsediyorsak bunda en büyük pay kesinlikle bu acentalarındır.
Ne yazık ki yıllar içinde en çok ihmal edilen kesim yine onlar oldu. Ne krizlerde ne de pandemi döneminde hak ettikleri desteği görebildiler. Özellikle büyük birkaç tur operatörü dışında, küçük ve orta ölçekli acentalara neredeyse hiçbir kaynak sağlanmadı. Oysa krizlerden ilk ve en ağır etkilenen hep onlar oldu. Bu durum beni en çok üzen konulardan biridir.
Bizim için bu tablo artık değişmeli. Başkan seçildiğimizde küçük ve orta ölçekli acentalara nefes aldıracak finansal ve yapısal destekler gündemimizin en öncelikli maddelerinden biri olacak. Bunun için hem kamuyla hem finans sektörüyle iş birlikleri geliştireceğiz; kredi, teşvik ve fon mekanizmalarının bu acentalara erişimini kolaylaştıracağız. Ayrıca maliyet yüklerini hafifletecek düzenlemeler için yoğun şekilde çalışacağız.
Kısacası biz, sektörün gerçek kahramanları olan küçük ve orta ölçekli acentaların yeniden güçlenmesi için her fırsatta mücadele edeceğiz. Çünkü onlar olmazsa bu turizm rakamlarından da, ülkemizin gelecekteki büyüme hedeflerinden de söz edemeyiz.
Dijitalleşme ve Online Satış Platformlarına Yaklaşım
H.G: Online satış platformları ve dijital dönüşüm, acentalar için hem tehdit hem de fırsat barındırıyor.
TÜRSAB bu süreci nasıl yönetmeli? Dijitalleşmede acentalara yönelik yol haritanız nedir?
Aylin ÖZSAVAŞ: Bizim yaratacağımız TÜRSAB’da teknolojiye erişim bir ayrıcalık değil, bir hak olacak. Çünkü dijitalleşme artık tercihten öte bir zorunluluk değil; üyelerimizin işini kolaylaştıran, rekabet gücünü artıran temel bir ihtiyaçtır.
TÜRSAB bünyesinde geliştirilecek yazılım ve dijital altyapı çözümleri, özellikle dijital dünyada yeterince yer bulamamış olan tüm üyelerimize ücretsiz olarak sunulacak. Bu sayede küçük ya da büyük ölçek fark etmeksizin her acentamız aynı imkânlara sahip olacak. Teknolojiye erişimde fırsat eşitliği yaratmak bizim en öncelikli sorumluluklarımızdan biridir.
Bununla da yetinmeyeceğiz; dijital satış kanalları, rezervasyon sistemleri, müşteri ilişkileri yönetimi ve veri analizi gibi alanlarda üyelerimize eğitim ve teknik destek sağlayacağız. Amacımız, dijital dönüşümün bir tehdit değil, tam tersine bir fırsat olarak görülmesini sağlamak.
Kısacası biz, “dijitalleşen TÜRSAB” vizyonuyla hareket edeceğiz. Her üyemizin dijital dünyada yerini almasını, rekabette güçlenmesini ve sektörün geleceğine daha sağlam adımlarla ilerlemesini sağlayacağız.
İlk 100 Günlük Yol Haritası
H.G: Üyeler uzun süredir TÜRSAB’da şeffaflık, hesap verilebilirlik ve adaletli temsil talep ediyor. Siz başkan olursanız, ilk 100 gün içinde hangi adımları atarak farkınızı ortaya koyacaksınız?
Aylin ÖZSAVAŞ: Projelerimiz hazır, 100 günlük yol haritamız net.
İlk 100 Günlük Yol Haritamız – 3 Ana Tema
1. Şeffaf ve Adil Yönetim
TÜRSAB artık üyeye yük değil, güç olacak.
Mali kaynaklar şeffaf ve denetlenebilir biçimde kullanılacak.
Gereksiz harcamalar ve yüksek aidatlar sona erecek, tüm süreçler dijitalleşecek.
Yetki merkezden sahaya aktarılacak, kararlar Bölge Temsil Kurullarımız, İhtisas Başkanlıklarımız ve temsilcilerimiz ile birlikte düşünülüp, birlikte üretilip ortak akılla alınacak.
2. Güçlü ve Rekabetçi Sektör
1618 sayılı yasa dijital çağa uygun şekilde revize edilecek.
Kaçak ve belgesiz faaliyetlere son verilecek.
Vize ve yeşil pasaport sorunu çözülecek; Türk acentaları artık rakip ülkelerden dezavantajlı başlamayacak.
Havayolları ve ulaştırma sektöründe acentaların önünü açacak düzenlemeler yapılacak.
3. Sürdürülebilir Gelecek ve Büyüme
Eğitim ve mesleki gelişim TÜRSAB’ın asli görevi olacak.
Dijital altyapılar tüm üyelere ücretsiz sunulacak.
Sürdürülebilir turizm söylem değil, uygulama olacak.
TÜRSAB–TGA iş birliğiyle tanıtım faaliyetleri tüm üyeler için erişilebilir hale gelecek, pazar payı büyütülecek.
Kamu otoriteleriyle kavga değil, çözüm odaklı, saygın bir işbirliği dili kurulacak.
Kısacası bizim dönemimizde TÜRSAB içine kapanan değil, sahada, masada ve karar mekanizmalarında aktif rol üstlenen bir sektör öncüsü olacak.
Turizmin geleceği işbirliğiyle kurulacak, merkezinde TÜRSAB olacak.
Bakanlık ile İş Birliği ve İletişim Dili

Bakanlık ile mevcut TÜRSAB yönetimi arasındaki iletişimin kopmasıyla birlikte sorunların da çığ gibi büyüdüğünü gördük. Bu şekilde maalesef 7 yıl kaybettik…
H.G: Kültür ve Turizm Bakanı ile TÜRSAB’ın mevcut yönetimi arasında ciddi iletişim sorunları yaşandığı biliniyor. Oysa ilk seçimlerde Sayın Bakan’ın Firuz Bey’e açık destek verdiğini görmüştük. Siz başkan seçilirseniz, Bakanlık ile nasıl bir iletişim dili ve iş birliği modeli geliştireceksiniz?
Aylin ÖZSAVAŞ: Evet, aslında hepimiz çok heyecanlanmıştık. Hem Başkanımızın hem de Sayın Bakanımızın dost oluşu, sektörle güçlü bir işbirliği yapılacağı ve turizmin şaha kalkacağı beklentisini doğurmuştu. Ancak ne yazık ki Bakanlık ile mevcut TÜRSAB yönetimi arasındaki iletişimin kopmasıyla birlikte sorunların da çığ gibi büyüdüğünü gördük. Bu şekilde maalesef 7 yıl kaybettik…
İletişimin olmadığı yerde hiçbir çözüm üretilemez. Samimi olmanız şart değil; önemli olan sorunları doğru diplomatik bir dille ilgili kurumlara aktarmak ve çözüm için masada kalabilmektir. Benim anlayışım da tam olarak bu olacak.
Başkanlık dönemimizde Bakanlık ile mutlaka işbirliği içerisinde olunacak. Sektörün sorunları saygı çerçevesinde aktarılacak, çözüm önerileri ortaya konulacak. Bakanlığın da sektörün ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli kolaylığı sağlayacağına inanıyoruz.
Kısacası bizim dönemimizde TÜRSAB ile Bakanlık arasında kavga değil, karşılıklı saygıya dayalı, yapıcı ve güçlü bir işbirliği dili olacak. Çünkü iletişim ve işbirliği olmazsa kaybeden sadece TÜRSAB değil, tüm sektör olur.








