İtalya’nın Sardinya Adası’ndaki Nuoro kenti, yüksek taş duvarlarla çevrili ve geçmişte üst düzey mafya liderleri ile terör suçlularını barındırmasıyla bilinen cezaevinin yeniden ülke gündemine gelmesiyle dikkat çekiyor. Başbakan Giorgia Meloni’nin hükümeti tarafından hazırlanan yeni plan, en sıkı güvenlik rejimi altında tutulan mafya mahkumlarının önemli bir kısmının Sardinya’ya sevk edilmesini öngörüyor.
Turizm ile tanınan adanın imajının zarar göreceği endişesini taşıyan yerel halk ve yöneticiler, bu planın Sardinya’yı yeniden İtalya’nın “sürgün adası” haline getireceğinden korkuyor.
41-bis kapsamındaki 750 mahkum tek merkezlerde toplanacak
Adalet Bakanlığı’ndan bir müsteşar, Aralık ayında yaptığı açıklamada, “41-bis” olarak bilinen Avrupa’nın en katı cezaevi rejimlerinden biri altında tutulan yaklaşık 750 mahkumun güvenliği artırmak amacıyla yalnızca birkaç özel cezaevinde toplanacağını duyurdu.
Bu plan çerçevesinde Sardinya’nın, söz konusu mahkumların yaklaşık üçte birini barındırabileceği bilgisi verildi. Mahkumların, halihazırda yaklaşık 90 kişinin bulunduğu Sassari, bu ay içinde 90 civarında tutuklunun sevk edilmesinin planlandığı Cagliari ve Nuoro cezaevlerine dağıtılması bekleniyor.
Sardinya Bölgesel Yönetimi Başkanı Alessandra Todde, planı sert bir dille eleştirerek, “Sardinya, İtalya’nın Cayenne’i olarak görülmeyi hak etmiyor.” dedi. Ayrıca, Fransa’nın Guyana’daki ünlü Şeytan Adası ceza kolonisinin yarattığı tarihsel travmaya da atıfta bulundu.
Mafya ailelerinin adaya taşınmasından endişe ediliyor
1992 yılında mafya karşıtı yargıç Giovanni Falcone’nin öldürülmesinin ardından yürürlüğe giren 41-bis rejimi, mahkumlara neredeyse tam tecrit uygulamakta ve mafya liderlerinin cezaevinden örgütlerini yönetmesini engellemeyi hedeflemektedir. Mevzuat, bu rejimin “tercihen adalarda” uygulanmasını öngörüyor. Sicilya mafyasının eski lideri Salvatore “Toto” Riina da geçmişte Sardinya’da tutulan isimler arasındaydı.
Ancak yerel yöneticiler ve savcılar, mahkumların yakınlarının Sardinya’ya taşınmasının kara para aklama, ihalelere sızma ve ekonomik nüfuz kurma riski taşıdığını savunuyor. Bu riskin, yaklaşık 30 bin nüfuslu ve ekonomik olarak kırılgan olan Nuoro gibi bölgelerde daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Muhalefetteki Demokratik Parti milletvekili Silvio Lai, geçen ay Nuoro Cezaevi’ni ziyaret ettiğini ve tesiste yenileme çalışmalarının başladığını ifade etti. Lai, bu çalışmaların en az 30 yeni yüksek güvenlikli mahkum için alan açabileceğine işaret etti.
“Zayıf ekonomiler kolay sızılır”
Lai, Nuoro’nun turistik Costa Smeralda’ya yalnızca bir saat mesafede olduğunu vurgulayarak, “Zayıf ekonomiler kolayca sızılabilir. Burada kurulacak bir mafya ağı, kısa sürede adanın en zengin bölgelerine ulaşabilir.” dedi.
Adalet Bakanlığı, yenileme çalışmalarıyla ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı.
Hükümet: Ulusal güvenlik artacak
Sardinya’da bugüne kadar bağımsız ve köklü mafya yapılanmalarının ortaya çıkmadığı belirtiliyor. Ancak savcılar, adanın kuzeyinde bazı klan bağlantılarına yönelik soruşturmaların açıldığını doğruluyor.
Cagliari Başsavcısı Luigi Patronaggio, özellikle Napoli merkezli Camorra örgütünün turizm, konaklama ve restoran sektörlerine yönelik yatırımlarının yakından izlendiğini belirtti.
Adalet Bakan Yardımcısı Andrea Delmastro Delle Vedove, Aralık ayında yapılan bir toplantıda, mafya ailelerinin topluca Sardinya’ya taşınacağı yönündeki kaygıları küçümseyerek, 41-bis mahkumlarının yakınlarının genellikle örgüt kontrolündeki bölgeleri terk etmediğini savundu.
Delmastro’ya göre bu plan, “ulusal güvenliği artıracak” ve cezaevlerini yalnızca bu rejim için eğitilmiş özel birliklerin korumasına bırakacak.
“Bir kez kök salarsa kurtulamayız”
Cagliari’de ceza infazından sorumlu yargı merciinin başkanı Maria Cristina Ornano, daha temkinli bir tablo çizerek, daha fazla mafya mahkumunun adaya gönderilmesi durumunda polis ve yargı için ek kaynakların şart olduğunu vurguladı.
Ornano, “Organize suç bir kez buraya kök salarsa, ondan kurtulamayız. Güney İtalya’nın bazı bölgelerinde bunun bedelini ekonomik ve sosyal olarak hâlâ ödüyoruz.” şeklinde konuştu.
Şiddet değil, “beyaz yakalı suç” endişesi
Nuoro’daki yetkililer ve bölge halkı, günümüzde asıl tehdidin silahlı şiddet değil, ihaleler ve kamu kaynakları üzerinden işlenen suçlar olduğunu ifade ediyor.
Avukat ve yerel siyasetçi Sebastian Cocco, “Mafya artık silah sıkmıyor, kamu ihalelerine giriyor. Avrupa Birliği fonlarının arttığı bir dönemde bu risk daha da büyüyor.” dedi.
2025 Ticaret Odası verilerine göre, Nuoro bölgesinde turizmin ekonomik payı yalnızca yüzde 7 seviyesinde. Bölge ekonomisi, büyük ölçüde tarım ve küçük ölçekli işletmelere dayanıyor.
Cezaevinden çıkan mahkumların topluma kazandırılması için çalışan rahip Pietro Borrotzu, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarının mafya için “ideal insan kaynağı” yarattığını öne sürdü.
Sağlık sistemi de baskı altında
Sardinya, yaşlanan nüfusu ve kırılgan sağlık altyapısıyla dikkat çekiyor. 1,5 milyon nüfuslu adanın, İtalya’daki en yüksek mahkum-nüfus oranlarından birine sahip olduğu belirtiliyor. Mahkumların sağlık harcamalarının da ülke ortalamasının üzerinde olduğu ifade ediliyor.
Bir mafya hükümlüsünün hastaneye sevki için onlarca gardiyanla eskort gerektiğini belirten Uta Belediye Başkanı Giacomo Porcu, artan sevklerin hastanelerde tüm servislerin geçici olarak kapatılmasına yol açabileceğini söyledi.
Bölgedeki tutuklu hakları temsilcisi Irene Testa, hükümetin cezaevi sağlık hizmetlerini güçlendirmeye yönelik somut bir taahhütte bulunmadığını ifade etti.
“Cezaevlerimiz zaten dizlerinin üzerinde. İtalya’nın yeniden ceza kolonisi olmayı kabul edemeyiz.” dedi.
Kaynak: Gazete Oksijen








