
41 Yıllık Tecrübe “En İyilerin Üniformacısı” Mustafa Zigal
Turizm sektöründe üniformayı bir iş kıyafetinden çıkarıp markanın kimliğine dönüştüren isimlerin başında gelen Tasarım Üniforma Moda Evi Kurucusu Mustafa Zigal, 41 yıllık tecrübesiyle turizmin sevilen ve saygı duyulan yüzlerinden biri olarak öne çıkıyor. Spordan tekstile, tekstilden turizm modacılığına uzanan yolculuğunda; konforu, estetiği ve insan odaklı yaklaşımı merkeze alan Zigal, “en iyilerin üniformalcısı” anlayışıyla sektöre değer katmaya devam ediyor. EMITT Turizm Fuarı kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu özel söyleşide, Mustafa Zigal’in tutku, emek ve vizyonla örülen başarı hikâyesini Hotel Gazetesi okurları için satırlara taşıdık.
Bir Sporcudan Turizmin Modacısına
Aliye Üçbaş: Bu yolculuk nasıl başladı? Sizi bugün “turizmin modacısı” noktasına getiren süreçten bahseder misiniz?
Mustafa Zigal: Ben tekstile sporla girdim. Uzun yıllar karate yaptım; kimono, spor üniformaları ve ekipmanları ürettim. O dönem salonlar yoğundu ama internetle birlikte spor salonları azaldı, sporcular işsiz kaldı. Doğal olarak işler de daraldı.
Sonra bir arayış başladı. Tekstilin içindeydim ama otel tekstili bambaşka bir dünyaydı. Böylece bu serüven başladı.
Üniforma Bir İş Elbisesi Değil, Bir Kimlik
Aliye Üçbaş: Otel tekstilinde sizi diğerlerinden ayıran temel fark ne oldu?
Mustafa Zigal: Bende yenilmeme hırsı var. Sürekli yenilik ararım. Bugün yaptığımı yarın değiştiririm.
Otel tekstilinde de bu böyle. Artık bu bir “iş elbisesi” değil, üniforma. Üniforma insanı sıkmamalı, rahatsız etmemeli. Şık, modern ve rahat olmalı. İnsan kendini içinde iyi hissetmeli.
Kumaşta Taviz Yok
Aliye Üçbaş: Kumaş ve üretim sürecinizin bu kadar öne çıkmasının sebebi nedir?
Mustafa Zigal: Ben Merter’den,mağazalardan kumaş toplayarak üretim yapmam. Kumaşlarım özel. Polyester oranı, pamuk oranı, nefes alma özelliği… Hepsi özel dokuma.
Adana’da sporcu bir arkadaşımın fabrikasında, sadece benim için üretiliyor. Yıllarca denedik, yanıldık, tekrar denedik. Bugün çok şükür en doğru noktadayız.
O yüzden de kendime şunu söylüyorum: Ben en iyilerin üniformalcısıyım.
Ölçüyü Ustası Alır
Aliye Üçbaş: Müşterilerinizle ilişkinizin çok güçlü olduğu biliniyor. Bunun sırrı nedir?
Mustafa Zigal: Ben müşteriye müşteri gibi davranmam. İnsan gibi davranırım. Dinlerim. profesyonel ekibim var ama ölçü almaya asla eleman göndermem.
Ben giderim. Mezurayı ben tutarım.
“Bu mu daha rahat, bu mu seni mutlu ediyor?” diye sorarım. Üniforma insanı tek tipe sokmamalı. İnsanlar üniformadan bu yüzden rahatsız olur.
Benim yaptığım üniformalar sokakta bile giyilebilecek kadar rahattır.

Zincir Otellerin Kataloglarına Modern Dokunuş
Aliye Üçbaş: Zincir otellerin hazır üniforma kataloglarına yaklaşımınız nasıl?
Mustafa Zigal: Çoğunun kataloğu var, evet. Ama ben onları alıp modernize ediyorum.
Daha hafif, daha nefes alan kumaşlar kullanıyorum. Asker üniforması gibi sert, tek tip değil; daha yumuşak, daha çağdaş çizgiler ortaya koyuyorum.
Şampiyonlar Ligi’nde Bir Üniformacı
Aliye Üçbaş: Bugün geldiğiniz noktayı nasıl tanımlarsınız?
Mustafa Zigal: Açık söyleyeyim, ben kendimi bu işin Şampiyonlar Ligi’nde görüyorum.
İstanbul’daki birçok büyük otel, Kıbrıs, Türkmenistan, Gürcistan… Sayısız projede imzam var.
Bir otelde 150 personel varsa hepsini tek tek ölçeriz. Üniformaları giydirmeye giderken ütücüsü, makinacısı, dizayneri, ben… komple ekip gideriz.
Hatta bazı otellerde makine yoksa, dikiş makinesi bile hediye ederiz. Üzerinde de yazar:
“Mustafa Zigal tarafından hediye edilmiştir.” Bu benim imzam.
27 Yıl, Hiç İzin Yok
Aliye Üçbaş: 27 yıldır hiç izin yapmadığınız doğru mu?
Mustafa Zigal: Evet, doğru. Çünkü sevdiğin işi yapınca yorulmuyorsun. Sabah kendi işlerim, öğleden sonra oteller, akşam atölye… Saat 9–9.30’a kadar çalışırım.
Bu benim hayatım.
Tasarım Üniforma Moda Evi: Bir Marka Mücadelesi
Aliye Üçbaş: “Tasarım Üniforma Moda Evi” markasının arkasında ciddi bir emek var…
Mustafa Zigal: Bu ismi almak için çok savaştım. Herkes çakmasını yaptı.
Ama ben hepsinin tescilini aldım; noter işlemleri, marka hakları, mail adresleri…
Çünkü burası sadece bir üretim yeri değil; bir moda evi.
Patron da sever beni, genel müdür de, personel de. Çünkü kimseyi üzmem. “Yapamam” demem. Olmuyorsa yenisini yaparım. Bu benim karakterim.








