

Osmanlı padişahı II. Murad döneminde, 1450 yılında inşasına başlanan Edirne Sarayı, Fatih Sultan Mehmet döneminde tamamlanmış ve zamanla savaşlar, depremler ve yangınlar nedeniyle zarar görmüştür. Şu anda, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ihya çalışmaları ile yeniden hayata kazandırılmaktadır. 19. yüzyıla ait ve daha önce kapalı cezaevi olarak kullanılan Asakir-i Mansure-i Muhammediye Kışlası, 2025 yılında restorasyona alınmıştır. İl Genel Meclisi Turizm Komisyonu, bu tarihi yapıda devam eden restorasyon süreçleri hakkında bir rapor hazırlamıştır.
‘BATILILAŞMA DÖNEMİNDEKİ OSMANLI MİMARİSİ ÖRNEKLERİNDEN’
Mart ayındaki toplantılarda raporu sunan komisyon başkanı Salih Akar, yapının Edirne’nin yakın tarihine önemli bir tanıklık sağladığını ifade etti. Akar, “Edirne Eski Kapalı Cezaevi olarak da bilinen Mahmudiye Kışlası’nda yürütülen restorasyon çalışmaları, yapının tarihi dokusunun korunmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını hedeflemektedir. Yeniçeri sisteminden düzenli ordu sistemine geçiş döneminde önemli bir rol üstlenen bu yapı, batılılaşma dönemindeki Osmanlı mimarisinin örneklerinden biridir. Edirne’nin tarihi yapıları arasında yer alan kışla, uzun yıllar kamu yapısı olarak kullanılmıştır ve kentin yakın dönem tarihine dair önemli bir bellek oluşturuyor” şeklinde konuştu.
‘RESTORASYON FİZİKSEL ÇALIŞMAYLA SINIRLI DEĞİL’
Akar, Mahmudiye Kışlası’ndaki restorasyon çalışmalarının 2025 yılı Ağustos ayından itibaren kapsamlı bir şekilde sürdüğünü belirtti. “Bu çalışmalar kapsamında zaman içinde değişen bölümler onarılmakta ve güçlendirilmektedir. Taşıyıcı duvarlarda gerekli sağlamlaştırma çalışmaları yapılmakta, hasar gören kısımlar aslına uygun şekilde onarılmakta ve yapının mimari bütünlüğünü koruyacak uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Ayrıca çatı, kapı, pencere ve iç mekan bölümlerinde de restorasyon ve konservasyon çalışmaları devam etmektedir. Tüm bu süreçte, yapının özgün mimari özelliklerinin korunmasına ve tarihi karakterinin zarar görmemesine özen gösterilmektedir. Restorasyon süreci, sadece fiziksel onarımlarla sınırlı kalmamakta, yapının gelecekteki değerlendirilmesine dair planlamaları da kapsamaktadır. Çalışmalar tamamlandığında, yapı kültürel, sanatsal ve sosyal etkinliklere ev sahipliği yapabilecek bir mekan olarak kullanılacaktır. Böylece, tarihi bir yapının korunması sağlanacak ve Edirne’nin kültürel hayatına yeni bir katkı sunulmuş olacaktır” diye ekledi.
‘KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASI AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’
Akar, çalışmaların tamamlanmasının ardından yapının kent hafızasının önemli bir parçası olacağını vurgulayarak, “Gerçekleştirilen restorasyon projeleri, tarihi yapıların korunmasının yanı sıra şehirlerin kültürel mirasının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.








