Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası düzenlediği basın toplantısında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını örtbas etmek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa etme mücadelesine kararlılıkla devam ediyoruz. Türkiye, ana muhalefetin boşuna çaba gösterdiği yapay gündemlerden etkilenmeden, hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Hükümetimiz gündemini belirleme konusunda tam bir hakimiyet içindedir. Kimse, Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla değiştiremez veya enfekte edemez. Hem hükümetimizin hem de milletimizin yakın gelecekteki siyasi planlarında erken veya ara seçimin bulunmadığını vurgulamak istiyorum. Bölgedeki krizler ve çatışmalar sürerken, tek gündemimiz ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin refahını artırmaktır. Bunun dışındaki tüm tartışmaları ise gereksiz buluyoruz. Biz iş yapma, hizmet üretme ve milletimize hizmet etme çabasındayız. Yatırımlara giden kaynakları hortumlayanlarla hukukun sınırları içinde mücadele ediyoruz. Ülkemizin ulusal ve uluslararası alandaki itibarını artırmak için çalışıyoruz. Diğerleri ne yaparsa yapsın, biz işimize odaklanıyoruz, önümüze bakıyoruz. Türkiye’yi güçlü bir ekonomi ile küresel bir oyuncu haline getirme hedefindeyiz” ifadelerini kullandı.
Son toplantıdan bu yana, teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma kadar geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonlarına devam ettiklerini belirten Erdoğan, muhalefetin eleştirdiği yatırımların Türkiye’nin küresel rekabette avantajlı bir konuma gelmesine önemli katkılarda bulunduğunu ifade etti.
‘HÜRMÜZ BOĞAZI KAPANDI, EKONOMİYİ DERİNDEN SARSIYOR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla birlikte küresel ekonominin büyük bir sarsıntı ile karşılaştığını belirtti. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapandığını vurgulayan Erdoğan, “Hürmüz, yalnızca bir geçiş alanı değil, dünya petrolünün yüzde 20’sinin ve doğal gazın önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele yalnızca enerji ile sınırlı değil. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik ürün bu boğazdan geçmektedir. Hürmüz’ün kapanması, enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye kadar her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsmaktadır. Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar artmıştır. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol fiyatı ise yüzde 60 oranında yükselmiştir. Dünyada bazı ülkelerde akaryakıta kota getirilirken, bazı okullar belirli günlerde kapatılmakta, kamu hizmetlerinin kısıtlanması gündeme gelmektedir. Ancak, Türkiye bu olumsuz tablonun dışındadır” dedi.
‘GIDA ARZ GÜVENLİĞİ SORUNU YAŞANMAYACAK’
Enerji arz güvenliği ve depolama konularında herhangi bir sorun olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişinden LNG tedariki bulunmamaktadır. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelse de, bu oranları rahatlıkla yönetebiliriz. Muhalefetin eleştirdiği enerji kaynaklarımızı çeşitlendirme politikamız, bugünlerde ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Gübre ve hammadde tedarikimiz de önceden planlanmıştır. Savaşın başlamasından bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyatlarla gübre temini için gümrük vergilerini sıfıra indirdik. İhracat kapasitesine sahip gübrelerin ihracatını durdurup, bu ürünlerin iç piyasada daha fazla kullanılmasını sağladık. Ayrıca, antrepolarda bulunan gübrelerin yurt dışına transitini durdurduk. Tarımsal üretim girdilerinde bir sorun yaşamayacağız. Aldığımız tedbirlerle gıda arz güvenliğini de sağlayacağız. Fahiş fiyat artışlarına karşı denetimlerimiz devam ediyor” şeklinde konuştu.
‘DAHA GÜÇLÜ BİR DURUMDAYIZ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere biriktirilen rezervlerin yeterli ve güçlü olduğunu belirterek, “Dış borcumuz ve toplam dış finansman ihtiyacımız milli gelire oranı tarihi ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörüne kadar temel göstergelerde geçmişe göre çok daha sağlam bir konumdayız. Ekonomiye ve piyasalara olumsuz etkileri sınırlı tutmaya çalışıyoruz. Savaşın başlamasından 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki artış karşısında vatandaşlarımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorin ve benzin fiyatlarındaki artış, pompaya yansıtılmadı. Şu ana kadar toplam 50 milyar lirayı aşan ek maliyet, eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından karşılandı” dedi.
‘TÜRKİYE, YENİ DÖNEMİN CAZİBE MERKEZİ OLACAK’
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Savaşın küresel ticarete etkileri, özellikle ihracat alanında bizi de etkilemektedir. Ancak biz, üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi destekleyerek bu zorlu dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz. Hafta sonu yeni bir destek paketini kamuoyuyla paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkanı sağladık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar lira. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylelikle finansmana erişimde yaşanabilecek sıkıntıların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Dezenflasyon programımızda herhangi bir taviz yoktur. İstihdam, üretim ve ihracatın korunması, bu süreçte önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişe etmesin. İş dünyası müsterih olsun. Türkiye, stratejik konumu, güçlü altyapısı, genç ve nitelikli iş gücü ile yeni dönemin cazibe merkezlerinden biri olmaya adaydır. Uluslararası arenada gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun işaretlerini görüyoruz. Yabancı medyada bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yer almakta. Enerji nakil hatlarında güvenli alternatifler üzerinde konuşulmaya başlandı. Ekonomik ekibimiz, Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak konumlandırmak için yoğun çaba sarf ediyor. Bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni fırsatlar sunacağına inanıyoruz.”
‘TEMENNİMİZ SAVAŞIN SONA ERMESİDİR’
İsrail hükümetinin savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları baltaladığını ifade eden Erdoğan, “İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgali genişleterek ve Suriye’yi taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu açık








