Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Anadolu Ajansı’nın (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 etkinliği çerçevesinde Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen bir programda konuşma yaptı. Programın moderatörlüğünü ise TRT World kıdemli sunucusu Andrea Sanke üstlendi.
Barrack, Suriye’deki değişimlere dikkat çekerek, Washington’un Suriye politikası doğrultusunda bölgedeki askeri varlığını azaltmaya yönelik yeni bir strateji benimsediğini ifade etti. “Asker göndermedik, askerlerimizi çektik. Yüz yıldır yapılanların tam tersini yaptık. Son üssümüzdeki son askerlerimizi de çektik. Bu, olağanüstü bir durum.” sözleriyle ABD’nin DEAŞ ile mücadeledeki askeri varlığını sona erdirdiğinin altını çizdi.
Barrack, geçmişte Kürtler ve Dürzilerle sorun yaşayan, İran ile yakın ilişkiler geliştiren ve uzun süre çatışmalarla anılan Suriye’nin, günümüzde bölgedeki en istikrarlı yerlerden biri haline geldiğini vurguladı.
“Şara, İsrail ile sorun istemediklerini belirtti”
Suriye’nin İsrail’e yönelik askeri faaliyetlerde bulunmamasına ve bunun arkasında herhangi bir anlaşma olmamasına odaklanan Barrack, “8 Aralık’tan bu yana Suriye, (Cumhurbaşkanı) Şara yönetimi altında İsrail’e tek bir kurşun bile sıkmadı. Aksine Cumhurbaşkanı Şara, defalarca İsrail ile sorun istemediklerini, düşmanlık aramadıklarını, bir saldırmazlık ve normalleşme anlaşmasına açık olduklarını ifade etti.” şeklinde konuştu.
Barrack, İsrail’in güneydeki Dürzileri kendi akrabaları olarak gördüğünü belirterek, Süveyda’daki olayların ardından İsraillilerin sınırı geçerek “Dürzileri koruduğunu” savundu. Ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 7 Ekim’den sonra her şeyin değiştiğini açıkça ifade ettiğini hatırlatarak, “Sınırları umursamıyor, hatları umursamıyor.” dedi.
Barrack, Suriye’nin bu çatışmaya girmeyerek akıllıca bir tutum sergilediğini belirtti ve bu nedenle ihlallerin sürekli devam ettiğini ekledi. İsrail’in, bir konvoy gördüğünde sınırları aştığını vurguladı.
Barrack, Suriye’nin defalarca görüşmelere açık olduğunu dile getirerek, bu durumu akıllıca bir tutum olarak değerlendirdi.
“Türkiye bölgedeki en güçlü ekonomilerden biri”
Barrack, düşmanı askeri yöntemlerle ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımların kalıcı çözüm üretmediğini ve bu yöntemlerin nesiller boyu süren nefret döngüsünü beslediğini ifade etti.
Ayrıca, İsrail’in 1948’den bu yana izlediği politikaların bölgedeki genel eğilimle çeliştiğini ve savaşların kalıcı bir çözüm sunmadığını belirtti. Lübnan örneğini göstererek, 1949’daki ateşkes anlaşmasının ve 15 yıllık iç savaşın kalıcı istikrar sağlamadığını vurguladı.
Taif Anlaşması’nın günümüzdeki ateşkes ve barış arayışlarına benzer şekilde mezhepsel dengelerin yeniden düzenlenmesini hedeflediğini, ancak Hizbullah’ı kapsam dışı bıraktığını ifade etti. Barrack, İsrail’in saldırılarının Hizbullah’ın varlık gerekçesini güçlendirdiğine dikkat çekti.
Kalıcı çözümün refah sağlamakla mümkün olduğunu belirten Barrack, bireyden aileye, topluluktan devlete uzanan bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.
Bölgesel sorunların çözümünün yine bölge ülkeleri tarafından bulunması gerektiğinin altını çizen Barrack, Abraham Anlaşması’nın uzun vadede çözümün parçası olabileceğini öne sürdü.
Barrack, Suriye’deki sürecin Türkiye ile birlikte şekillenen bir “deney” niteliği taşıdığını belirterek, Türkiye’nin bölgedeki en güçlü ve işleyen ekonomilerden biri olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin yalnızca NATO’nun en büyük ikinci gücü değil, aynı zamanda nüfusu, kaynakları ve askeri kapasitesiyle bölgedeki en etkili aktörlerden biri olduğunu belirtti.
Barrack’a göre çözüme giden yol refahtan geçiyor
Barrack, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “etkili bir lider” olarak tanımlarken, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da ülkesinin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini belirtti.
Orta Doğu’daki güç dinamiklerinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Barrack, zayıflık algısının ülkeleri dezavantajlı bir konuma sürüklediğini vurguladı.
Suriye’deki gelişmelerin güçlü liderliklerin bölgedeki dönüşüm süreçlerinde etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Barrack, Türkiye’nin bu çerçevede önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Barrack, İsrail’in Abu Dabi ile kurduğu ittifak gibi Türkiye ile de ittifak kurabileceğini ve Suudi Arabistan’ın da benzer bir yol izleyebileceğini söyledi. “İsrail halkının refahı için çözüm bu.” ifadelerini kullandı.
Barrack, Suriye’nin tarihsel olarak farklı din ve etnik grupların bir arada yaşadığı köklü bir medeniyet olduğunu hatırlatarak, bölgede kalıcı çözümün işbirliği ve ekonomik kalkınmadan geçtiğini dile getirdi.
Ateşkes anlaşmalarına değinen Barrack, bazı düzenlemelerin taraflara tek taraflı hareket alanı bıraktığını; bu durumun kalıcı barışı zorlaştırdığını belirtti. ABD’nin önceki yönetim dönemlerinde yapılan bazı anlaşmaların sahada etkili olmadığını ifade etti.

Türkiye’nin arabuluculuk rolünün önemi
Barrack, Gazze’deki ateşkes ihlalleri sırasında Türkiye’nin bölgedeki arabuluculuk rolünün önemine dikkat çekti. “İsrail’in yapabileceği en akıllıca şey, Türkiye’yi bu sürece dahil etmeye teşvik etmek ve bunu benimsemektir.” şeklinde konuştu.
Türkiye ile Katar’ın Hamas’ı “terör örgütü olarak kabul etmediği” için uzun yıllar eleştirildiğini savunan Barrack, Türkiye’nin bu sürece dahil edilmesinin yaşanan vahşetleri ve ihlalleri önlemede yardımcı olabileceğini ifade etti.
Uzun vadeli çözümün kapsayıcılıktan geçtiğini belirten Barrack, dışlayıcı yaklaşımların yalnızca kısa vadeli sonuçlar doğurduğunu vurguladı.
ABD-Türkiye ilişkileri
Barrack, Türk-Amerikan ilişkilerinin son 16 ayda önemli ilerlemeler kaydettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişki ve diğer alanlardaki gelişmelere dikkat çekti.
Türkiye’nin F-35 programından çıkarıldığını ancak ilişkilerin tamamen kopmadığını belirten Barrack, çeşitli konularda ilerleme sağlandığını ifade etti.
Barrack, “Ülkeler arasındaki ittifak yeniden şekilleniyor. Suriye’de olanlar büyük ölçüde Türkiye’nin lehine oldu.” diye konuştu. İki ülke arasındaki ilişkilerin önceki dönemlere göre daha iyi olduğunu vurgulayan Barrack, S-400 meselesine yakın zamanda bir çözüm bulunabileceğini öne sürdü.








