
Kemalistim! Mustafa Kemal’in tarafındayım…
Son yıllarda Türkiye’de giderek artan anti-demokratik uygulamalar, yargı bağımsızlığının zedelenmesi, ifade özgürlüğünün baskılanması ve laikliğin sistematik olarak aşındırılması, bizi bir kez daha o kadim soruya götürüyor: Bu ülkenin çimentosu nedir? Benim cevabım nettir: Türkiye Cumhuriyeti’nin çimentosu Kemalizm’dir.
Kemalizm: Bir Düşünce, Bir Hayat Tarzı

Kemalizm’i yalnızca bir ideoloji olarak görmek, onu daraltmak olur. Kemalizm bir şahsiyetin – Mustafa Kemal Atatürk’ün – ötesinde, bir medeniyet tahayyülüdür. Çağdaşlık, laiklik, bilim, akıl, eşit yurttaşlık, kadın-erkek eşitliği, ulusal bağımsızlık ve halkçılık onun temel sütunlarıdır.
Atatürk’ü sadece bir lider olarak değil, bir hayat tarzı olarak görüyorum. Onun duruşu, zekâsı, ileri görüşlülüğü, insana olan saygısı ve devrimci karakteri bugün hâlâ hepimize yol göstermektedir. O nedenle diyorum ki: Kemalistim, Mustafa Kemal’in tarafındayım.
Kemalizm Kavramının Tarihçesi
“Kemalizm” terimi ilk kez 1920’li yılların sonlarında Batı basınında kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle Fransız ve İngiliz gazeteleri, Atatürk’ün yürüttüğü reformları anlamlandırmak amacıyla bu terimi üretmiştir.
İşgale Direnişin Adı: Kemalizm

İşgale karşı direnmenin adı da Kemalizm’di. 1918-1923 yılları arasında İstanbul’un işgali sırasında, İngilizler başta olmak üzere işgal kuvvetleri, Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğindeki millî direnişe destek verenleri “Kemalist” olarak tanımlıyor, bu kimliği taşıyanlara baskı uyguluyordu. İstanbul’dan Anadolu’ya geçmeye çalışan Türk yolcular, İngiliz kontrol noktalarında “Kemalist misin?” sorusuyla sorguya çekiliyordu.
Kız Kulesi, Galata, Sansaryan Han gibi kontrol noktalarında yolcular güverteye toplanıyor, bir muhbir “Kemalist” olduğunu bildiği kişileri İngiliz askerlerine işaret ediyordu. Bu sorguların özü, kimliğine, düşüncene, bağımsızlık idealine yönelmişti: “Kemalist misin?”
Bu dönemde sadece sorgulama değil, sistematik şiddet de vardı. 1920 yılında İzmit’te İngilizler, Kemalistlerle ilişkilendirilen 600 kişiyi esir aldı ve bir kısmını tersane meydanında kurşuna dizdi. Dönemin tanıklarından Mehmet Yüce, infaz edilenlerin çoğunun silahsız sivil halk olduğunu, insanların dükkânlarını kapatıp bu infazı izlemeye zorlandığını anlatır.
İstanbul’daki Osmanlı hükümeti de işgalcilerle iş birliği yaparak Kemalistleri bastırmaya çalıştı. Şeyhülislam tarafından çıkarılan fetvalarla Millî Mücadelecilere “kafir” damgası vuruldu, Kuvâ-yi Milliye’ye katılanlara ölüm caiz sayıldı. 15 Mayıs 1920’de kurulan Kuvayı İnzibatiye gibi halifelik yanlısı birliklerle Anadolu’da Kemalistlere saldırılar düzenlendi.
Yani bir dönemde “Kemalist misin?” sorusu, bir milletin onurunun ve geleceğinin sorgulanmasıydı.
Günümüzde Kemalizm’e Neden Daha Fazla İhtiyacımız Var?
Bugün Türkiye’de eğitimin dinselleştirilmesinden kadın haklarındaki gerilemeye, liyakatsizliğin yaygınlaşmasından hukukun üstünlüğüne olan inancın sarsılmasına kadar birçok temel meselede bir savrulma yaşanıyor. Bu karanlık ortamda Atatürk’ün yolunu ışık olarak görmek bir tercihten öte, bir zorunluluktur. Çünkü Kemalizm, sadece geçmişin değil, geleceğin de pusulasıdır.
Benim duruşum net: Bugünün koşullarında Atatürk’ün tarafında olmak, halkın, aydınlığın, vicdanın ve bilimin tarafında olmaktır. Kemalizm bu ülkenin sigortasıdır. O yüzden bir fikirden değil, bir yaşam biçiminden söz ediyorum: Kemalistim, Mustafa Kemal’in tarafındayım.
- Bir Yaşam Biçimi: KemalizmKemalistim! Mustafa Kemal’in tarafındayım… Son yıllarda Türkiye’de giderek artan anti-demokratik uygulamalar, yargı bağımsızlığının zedelenmesi, ifade özgürlüğünün baskılanması ve laikliğin sistematik… Daha fazla okuyun: Bir Yaşam Biçimi: Kemalizm
- Kartalkaya Yangını: Etik Çöküşün Acı BedeliKartalkaya Yangını: Etik Çöküşün Acı Bedeli Ne batılıyız, ne de doğuluyuz. Çok üzgünüm; üzgün olmak için bu ülkede pek çok… Daha fazla okuyun: Kartalkaya Yangını: Etik Çöküşün Acı Bedeli
- Dijital Dünyanın Çocukları: Alfa KuşağıDijital Dünyanın Çocukları: Alfa Kuşağı Alfa Kuşağı – Kaldığımız Yerden Devam Herkese iyi bir 2025 yılı dileyerek bu ayki yazıma… Daha fazla okuyun: Dijital Dünyanın Çocukları: Alfa Kuşağı
- Suriye’deki Soydaşlarımız ve Misak-ı Milli’nin ÇağrısıSuriye’deki Soydaşlarımız ve Misak-ı Milli’nin Çağrısı Kardeşim Esat ya da Eset… Bir zamanlar bizim ilgi alanımızın çok dışında bir liderdi.… Daha fazla okuyun: Suriye’deki Soydaşlarımız ve Misak-ı Milli’nin Çağrısı
- Kuşaklar Arasında Köprü OlmakKuşaklar Arasında Köprü Olmak Ekim ayının başında yayınlanan makalemde, kuşaklar arasındaki çatışmadan ve değerli büyüğüm, rahmetli Bekir Akkaş Bey’den bahsetmiştim.… Daha fazla okuyun: Kuşaklar Arasında Köprü Olmak
- Atatürk UnutulmazAtatürk Unutulmaz Atatürk’ün 10 Kasım 2024 tarihinde, Anıtkabir’de bir milyonu aşkın insan tarafından anılması, onun izinde yürüyenlerin hala ne kadar… Daha fazla okuyun: Atatürk Unutulmaz
- Otelcilikte Kuşaklar ve Efsane Bekir AkkaşOtelcilikte Kuşaklar ve Efsane Bekir Akkaş Bendeniz, 1980 yılında doğdum. Şu an 44 yaşındayım; fakat kendimi hiç bu yaşta hissetmiyorum.… Daha fazla okuyun: Otelcilikte Kuşaklar ve Efsane Bekir Akkaş
- Eylülde Gel!Eylülde Gel! Eylülde Gel! Şarkısı da vardı, “Eylülde Gel”. Nasıldı şarkı? Hatırlayalım… Tatil geldiği zamanAğlarım ben, inan gidiyorum işte arkana… Daha fazla okuyun: Eylülde Gel!
- Yunanistan Yolcuları…Pera Palace Oteli’nde 2000 yılında staj yaparken İstanbul’un tarihiyle bu kadar iç içe olacağımı hiç düşünmemiştim. İstanbul, yazları sık sık… Daha fazla okuyun: Yunanistan Yolcuları…
- Yabancı Garsonlar…Değerli Okurlar, Türkiye’nin en iyi turizm ve otelcilik gazetesi “Hotel Gazetesi”nde sizinle buluşacağım için çok memnunum. 1980 yılında Mersin’de başlayan… Daha fazla okuyun: Yabancı Garsonlar…