
TÜRK İNKILABININ KADINLARI
“Bir devrim, kadın ayağa kalkmadıkça tamamlanmaz.”
Cumhuriyetimizin 102. Yılı kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet
Cumhuriyet…
Yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir aydınlanma hareketidir. Kimsesizlerin kimsesidir.
Bir milletin küllerinden yeniden doğduğu, iradesini, onurunu ve geleceğini eline aldığı en büyük
değişimdir.
Bu devrimin bana göre en büyük armağanı, insanın haysiyetine ve .zgürlüğüne duyulan inançtır.
Fakat o haysiyetin, o özgürlüğün asıl sahipleri kadınlardır.
Çünkü Cumhuriyet’in nimetlerinden en çok yararlanan, dolayısıyla onu en çok koruması,

yüceltmesi gerekenler de kadınlardır.
Kadın, artık evin içinde değil; hayatın, bilimin, siyasetin, gökyüzünün merkezindedir.
Bakınız o kadınlar Türk İnkilabında nasıl katkılar sunmuşlardır? Hepsini saygı ve rahmetle
annıyoruz.
GÜL ESİN – İLK KADIN MUHTAR (1933)

İnkılabın köylere uzanan ilk sesi Aydın’ın Demirci köyünden yükseldi.
Gül Esin, 1933’te Türkiye’nin ilk kadın muhtarı seçildiğinde, daha kadınların seçme ve seçilme
hakkı yeni tanınmıştı.
Ama o, köy meydanına bir kararlılıkla çıktı: “Bu köyü ben de yönetebilirim.”
O cesaretle birlikte, Cumhuriyet’in köy kapısından içeri giren ilk kadın eli oldu.
Adaleti, eğitimi, düzeni önemsedi.
Ve gösterdi ki inkılap sadece şehirlerde değil, Anadolu’nun toprak kokan köylerinde de filizlenir.
SABİHA GÖKÇEN – GÖKYÜZÜNDEKİ DEVRİM (1936)

Cumhuriyet kadını yalnız yerde değil, gökte de eşitti artık.
Sabiha Gökçen, dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak sadece havalanmadı; bütün bir milletin
ufkunu da genişletti.
O dönemde bir kadının uçağa binmesi bile yadırganırken, Gökçen gökyüzüne komuta etti.
Uçarken sadece rüzgarı değil, toplumun kalıplarını da parçaladı.
Her kalkışında, Cumhuriyet’in Özgüveniyle “Ben de başarabilirim” diyen milyonlarca kadına yol
açtı.
Onun kanat sesleri hâlâ bu topraklarda yankılanıyor.
AFET İNAN – BİLİMİN VE AYDINLANMANIN KADINI

Bir devrim, kalemle tamamlanır.
Afet İnan o kalemdi.
Atatürk’ün öğrencisi, düşünce yolunda yoldaşıydı.
Türk Tarih Tezi, eğitim reformları ve medeni kanunun halka anlatılması çalışmalarında büyük
rol oynadı.
O, bilimin kadın eliyle nasıl yükselebileceğini gösterdi.
Afet İnan, yalnızca bir akademisyen değil, Cumhuriyet’in aklını temsil eden bir kadındı.
Kürsüdeki zarafeti, aslında bir inkılabın sessiz cesaretiydi.
NEZİHE MUHİDDİN – KADINLARIN SİYASİ VİCDANI

Cumhuriyet ilan edilmeden önce bile, kadınların siyaset sahnesine çıkması gerektiğini savunan
bir isim vardı: Nezihe Muhiddin.
“Kadınlar Halk Fırkası” girişimiyle, henüz erkeklerin bile tereddüt ettiği bir dönemde kadınların
politik varlığını savundu.
Direndi, dışlandı, unutturulmak istendi.
Ama her seçilen kadın milletvekili, onun attığı temellerin üzerine oturdu.
Nezihe Muhiddin, Cumhuriyet’in vicdanında yankılanan bir sestir.
Bugün o sesi duymak, inkılabın kalbini yeniden dinlemektir.
SATI KADIN – HALKIN İÇİNDEN BİR MİLLETVEKİLİ (1935)

Ankara’nın Kazan ilçesinden, sade bir Anadolu kadınıydı Satı Kadın.
Köylüydü, ama sözünü sakınmazdı.
1935’te Meclis’e girdiğinde, kürsüye çıkan o mütevazı kadın aslında bütün köylerin sesiydi.
Satı Kadın, Cumhuriyet’in “halk devleti” anlayışını ete kemiğe büründüren bir figürdür.
Onun Meclis’e attığı her adım, Anadolu kadınının yüzyıllardır süren sessiz yürüyüşünün
devamıdır.
DİĞER İLK KADINLAR – SESSİZ KAHRAMANLARIN İZİNDE
Cumhuriyet, kadınlara sadece haklar vermedi; o hakları kullanma cesaretini de kazandırdı.
İlk kadın doktor Safiye Ali, yaralı askerleri iyileştirdi; savaşın ortasında insanlık dersi verdi.
İlk kadın avukat Süreyya Ağaoğlu, mahkeme salonlarında erkek egemen duvarları yıktı.
İlk kadın öğretmen Refet Angın, her öğrencisine “Özgürlük öğrenmeyle başlar” dedi.
İlk kadın opera sanatçısı Semiha Berksoy, sahneye çıktığında sanatın da Cumhuriyetle nefes
aldığını gösterdi.
Hepsi farklı alanlarda aynı mesajı verdi: “Biz varız, biz de yapabiliriz.”
BİR DEVRİMİN GERÇEK SAHİPLERİ
Bugün dönüp baktığımızda, o kadınların gözlerindeki parıltıyı hâlâ görebiliriz.
Onlar, Cumhuriyet’in ilk günlerinde sadece hak kazanmadılar; bu ülkenin y.nünü değiştirdiler.
Bir muhtarın cesaretiyle başlayan, bir pilotun kanatlarında büyüyen, bir bilim kadınının
kürsüsünde olgunlaşan, bir köylü kadının mecliste onurlanan bu hikâye, Türk inkılabının gerçek
hikâyesidir.
Cumhuriyet, erkeklerin kurduğu ama kadınların yaşattığı bir eserdir.
Ve bugün biz, o kadınların torunları olarak, o ışığın sönmemesi için bir sorumluluk taşıyoruz.
O ışığın adı Cumhuriyet’tir; ve o ışığı en parlak şekilde yakanlar, Türk İnkılabının kadınlarıdır.
Ünay Türköz

- İthal Baharların İstilası: Bir “Thank You” Hezeyanı
- 2026’ya giderken
- Otel Sahipleri, Lütfen Profesyonelleri Dinleyin
- TÜRK İNKILABININ KADINLARI
- Hindistan Yolculuğu – 2. Bölüm: Efsanelerin ve Fuarların Ülkesi
- Hindistan Yolculuğu – 1. Bölüm: Bombay’dan Mumbai’ye
- Yaz Ortasında Yangınlar ve Vicdan
- Tarihsiz Bir Sabah
- Arkasından yazı yazılacak adamlar, Hüsnü TAYANÇ
- Bir Yaşam Biçimi: Kemalizm
- Kartalkaya Yangını: Etik Çöküşün Acı Bedeli
- Dijital Dünyanın Çocukları: Alfa Kuşağı
- Suriye’deki Soydaşlarımız ve Misak-ı Milli’nin Çağrısı
- Kuşaklar Arasında Köprü Olmak
- Atatürk Unutulmaz
- Otelcilikte Kuşaklar ve Efsane Bekir Akkaş
- Eylülde Gel!
- Yunanistan Yolcuları…
- Yabancı Garsonlar…



























